asr suresi
Kişisel Yazılar

ASR SURESİ

1: Yemin olsun zamana/çağa/gündüzün iki ucuna/sabah namazına/ikindi vaktine/Asr-ı saadet’e ki,

2: İnsan, gerçekten tam bir hüsran içindedir!

3: İnanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanlar, birbirlerine hakkı önerenler, birbirlerine sabrı önerenler müstesnadır.

 

Bazı ayetler vardır ki insanı can damarından vurur. İşte yukarıdaki kelimede hafif, anlamda ağır Asr Suresi de benim için bu ayetlerden. Kur’an’ı ilk okuduğumda bu sureyi hızlıca okuyup geçmiştim ama sonra sonra İslam’ı yaşamayı kendime iyice şiar edindikçe ne ince bir mesaj verdiğini idrak ettim.

Sure Yüce Allah’ın önemli bir mesaj vereceği zaman kullanmış olduğu yemin kalıbıyla başlıyor. İşte müslüman o yemini gördüğünde bir durup düşünmeli. Ben öyle yapamadım. Rabbimizin (yani bizi terbiye edenin) “Kur’anı ağır ağır, düşüne düşüne oku” (Müzzemmil, 4) emrini henüz tam anlamıyla sindirememiş olacağım ki bir çırpıda geçtim bu sureyi, Allah affetsin…

2.ayetse insanın içini ürperten, şöyle bir silkeleyip kendine getiren cinsten…Allah (c.c.) insanın tam bir hüsran içinde olduğunu bildirirken surenin devamı daha da merak uyandırıyor. Nedir hüsran? İnsan ne zaman hüsran içinde olur? Kelimenin tarifine baktığımızda aslında taşlar yerine oturuyor. “Beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı” hüsranın sözlükteki karşılığı. Hüsran içinde olan kişi ne bekliyor da elde edemeyecek ve acı duyacak? Bunu kestirmek zor değil, her namazda okuduğumuz, Kur’an’ın biz öğremiş olduğu Rabbena duasında Allah’tan dilediğimiz ahiret yurdundaki mutluluk tabiki . Zira bu söz tüm insanlar için geçerli olamaz. Yine Kur’an üslubuna bakıldığında devamında istisnai şartların belirtileceğini düşünerek son ayete geçiyoruz…

İşte her müslümanın kafasına bir balyoz gibi inen, inmesi gereken incelik de burada…Hüsran içinde olmayanlar “inanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanlar, birbirlerine hakkı önerenler, birbirlerine sabrı önerenler” olarak tanımlanmaktadır. Bu ayetteki incelikse inanmanın, hayra ve barışa yönelik (salih) işler yapmanın, birbirlerine hakkı ve sabrı önermenin aralarındaki bağlaçtır. Yüce Allah (c.c.) bu fiilleri “ve” bağlacıyla bağlayarak bu şartların birbirinden ayrılmaz parçalar olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir ki insanoğlu silkelensin, kendine gelsin…Toplumumuzda yaygın bir inanç vardır. Allah’a iman eden kişi cezalarının karşılığı olan azabı çektikten sonra cennete gidecektir, yani hüsran içinde olmayacaktır…Bize böyle öğretildi yıllarca ama görüyoruz ki Asr Suresi bunu açıkça yalanlıyor. Sadece inanıp, Kur’an ile amel işlemeyenlerin durumu bekledikleri şeyi elde edememekle ve acı çekmekle sonuçlanacak…

Ben yapamadım…Silkelenip, kendime gelemedim…Batı dünyasının ahlak diye sunduğu şeylere kendimi hayranlıkla kaptırmışken, Kur’an ile ahlaklanmayı nasıl da ihmal etmişim diye hayıflanıyorum şimdilerde…Kitaplara gömülüp yıllarca en doğru doktrinleri öğrenmeye çalışırken, yanıbaşımdaki Kur’an’ı açıp okumak aklıma gelmemişti hiç. Öyle ya İslam şiddet demekti, İslam zorbalık demekti, İslam mahalle baskısı demekti, İslam yobazlıktı…Ne diye açıp okuyacaktım ki Kitabımızı…Sonunda bir gün Allah nasip etti ve okudum…İşte hayat o gün yeniden başladı benim için…Nasıl ziyan içinde, hüsran içinde bir yaşam sürdüğümün Kur’an ayetlerini okudukça beynimde şimşekler çakarak farkına varıyordum…

Madem Kur’an ile açtık bu hoş sohbetimizi, yine Allah kelamıyla kapatalım…Kur’an’ı okudukça kendimi cehennemin en büyük adaylarından hissederken Allah’ın affından umudu kesmekten işte bu ayetle(kafirlerden olmamak için)  ömrümün sonuna kadar kesin olarak vazgeçtim…

“Ey oğullarım! Gidin, artık Yûsuf’u ve kardeşini bulmak için dikkat kesilin. Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin; çünkü, Allah’ın rahmetinden de, küfre sapanlar topluluğundan başkası ümit kesmez.”

Yusuf, 87

 

Çağdaş Yavaş

Kategori
Kişisel Yazılar