benim yüzümden
Kişisel Yazılar

BENİM YÜZÜMDEN!..

Ramazan ayı bir pazar günü öğlen vakti. Bir sebepten Topkapı’dayım. Hava sıcak, oruç zorluyor. Hem öğleyi kılmak hem biraz gölge için, nefes almak için bir yer bakınıyorum. Küçük bir cami ilişiyor gözüme.

Bismillah deyip, avluya giriyorum. Öğle cemaati dağılmış.

Birkaç musluktan müteşekkil küçükçe şadırvana doğru yürüyorum.

Yürüyorum ama birşeyler oluyor bana. Bu koku da ne? Yoğun bir sis dalgası gibi burnumun çeperlerinden bile içeri sızan bu tahrik edici şey, tatlı kokusu mu?..

Gözlerim şadırvandan kokunun geldiği yöne istemsiz kayıyor.

Seyyar bir Lokma dökme tezgahı… Bir usta tatlıyı kızartıyor, bir diğeri sıcak lokmaları küçük kaplara aktarıp üzerine plastik üç ayak çatalı saplıyor. Yaşı biraz geçmiş bakımlı bir abla da avluya girip çıkanlara bunları ikram ediyor. Cami avlusu bu sıcak lokmaları ağızlarını şapırdatarak yiyen insanlarla dolu.

Allah Allah.. Noluyor burada demeye kalmadan avlu kapısındaki kocaman afişi görüyorum: “falan filanın 40 mevlidine hoşgeldiniz”

Şadırvana yöneliyorum tekrar. Zihnim öfke ile yoğurulmaya başlıyor. Ramazan günü cami avlusunda olacak şey mi bu. İstiğfar ile abdest alıyorum.

* * * * *

Caminin içindeyim. Avludayken dışarıya sızan belli belirsiz sesin Mevlid-i Şerif olduğunu anlıyorum. Son ses verilmiş mikrofona türlü türlü nağmelerle Mevlid okuyan hocanın karşısında yarım saf halinde dizilmiş iyi giyimli beyefendiler var. Hoca kendini yırtıyor adeta. Bas ayarı yüksek kalitesiz mikrofonun da desteğiyle küçücük cami adeta inliyor.

Bu gürültüde huşu ile namaz kılmak nâmümkün..

Öfkem kabarıyor. “Bari şu mikrofonun sesini kesin!..” demek istiyorum. Ama hemen sonra bunun oradaki insanlar için yapıcı değil yıkıcı bir eylem olabileceğini düşünüp vazgeçiyorum.

Belki bir nebze rahatsız edici sesten  uzaklaşırım düşüncesiyle caminin dış kısmına, imam odasının yanına çıkıyorum ve öfkeye yenik düşmüş zihnime tekbir alıyorum..

* * * * *

Hannas beni rahat bırakmıyor. Şimdi de şirk kokan ifadeleri duyuyorum kıyamda:

“Hak Tela ne yarattı evvela

Cümle mahlukattan kim evvel ola

Andan oldu her nihan-ü aşikar

Arş-ü ferş-ü yerde gökte ne ki var..”

Fesubhanallah..

Son rekatta Nas suresini okuyorum hiç olmazsa  vesvesesiz tek bir secde için..

Ve secdede nihayet itiraf ediyorum kendime:

“Benim yüzümden!..”

İslamdan yitik olanları onunla buluşturmak için ne yaptım şimdiye dek..

Kur’anın ne dediğini önemsediğim kadar eleştirdiğim din kardeşlerimin Kur’an’dan uzak kalışını niye dert etmedim ki hiç.

Hakikat yetimi insanların sebebi benim.. Benim yüzümden bu bozuluş.. Benim yüzümden..

* * * * *

Rabbimden bağışlanma dilediğim secdem ne kadar sürdü bilmiyorum. Camiden çıkarken o bakımlı kadın ile hocanın imam odasında pazarlığına şahit oldu kulaklarım son olarak:

“Kalanını haftaya ödeyeceğim Muhterem Hocam..”

 

Taha Yavuz

Kategori
Kişisel Yazılar