kadın-erkek
Kur'an Araştırmaları

GÜNDELİK HAYATTA KADIN-ERKEK İLİŞKİSİNE KUR’ANİ BAKIŞ

Kadın-erkek ilişkisi denildiğinde akla gelen 3 kelime kadın, erkek ve zinadır. Bu incelemede 3 kelime ile aynı köke sahip ayetlere odaklanılmıştır.
Kadın kelimesinin Arapça kökeni و س ن (Nun-Sin-Vav) harflerinden oluşmaktadır.
Kur’an’ı Kerim’de bu kökten türetilmiş kelimeler 59 yerde geçmektedir.
Erkek kelimesinin Arapça kökeni ل ج ر (Ra-Cim-Lam) harflerinden oluşmaktadır.
Kur’an’ı Kerim’de bu kökten türetilmiş kelimeler 73 yerde geçmektedir.
Son olarak zina kelimesinin Arapça kökeni ي ن ز (Za-Nun-Ye) harflerinden oluşmaktadır.
Kur’an’ı Kerim’de bu kökten türetilmiş kelimeler 9 yerde geçmektedir.
Bu yazıda bu ayetlerin hepsi tek tek sıralanmayacaktır ancak bu ayetlerin tamamı gözden geçirilmiş ve ortaya çıkmış olan sonuca yönelik ayetlere yazımızda yer verilmiştir.
Müslümanların kadın-erkek ilişkisinde Kur’an ayetlerine göre emirler ve yasaklar aşağıda listelenmiştir.
• Nur Suresi 30. ve 31.ayetlere ve Ahzab Suresi 35. ayete göre erkekler ve kadınlar ırzlarını ve iffetlerini korumakla yükümlüdürler.
30: Mümin erkeklere söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Kuşkusuz, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.
31: Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/zînetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah’a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz!
Nur, 30-31
Bu ayetten mümin bir kadının başörtüsünü takması, süslerini ayette belirtilen kişiler haricindeki erkeklere göstermemesi İslami bir gerekliliktir. Ancak ortaya çıkan soru toplumda mümin kadınlar olabileceği gibi mümin olmayan ve dini gereklilikleri yerine getirmeyen kadınların da olabileceği düşünüldüğünde erkeklerin ve kadınların tavırlarının ne olması gerektiğidir. Bu noktada İslam’da özgürlük kavramına göz atmakta fayda bulunmaktadır.
Yüce Kitabımızda özgürlük kelimesinin geçtiği ve geçmese bile özgürlük ile ilgili ayetler aşağıda listelenmiştir.
11: Akabeye, sarp yokuşa atılamadı o.
12: Sarp yokuşun ne olduğunu sana bildiren nedir?
13: Özgürlüğü zincirlenenin bağını çözmektir o.
Beled, 11-13
Bu ayetlerde özgürlüğü kısıtlanan bir kişiye destek olmak onu özgürlüğüne kavuşturmak sarp yokuş olarak yani bir bakıma zor olan yol olarak tanımlanmaktadır. Bir müslümanın mutlaka özgürlükler tarafında olması gerektiği ve bu nokta çok önemli bunun çok zor bir yol olduğu anlaşılmaktadır. Demek ki özgürlüğün tarafında olan müslüman Sarp Yokuş’a atılmıştır ve her daim engellerle, zorluklarla karşılaşacaktır.
Dinde baskı – zorlama – tiksindirme yoktur. Doğru ve güzel olan, çirkinlik ve sapıklıktan açık bir biçimde ayrılmıştır. Her kim tâğuta sırt dönüp Allah’a inanırsa hiç kuşkusuz sapasağlam bir kulpa yapışmış olur. Kopup parçalanması yoktur o kulpun. Allah, hakkıyla işiten, en iyi biçimde bilendir.
Bakara, 256
1: De ki: “Ey nankör kâfirler!
2: Kulluk etmem sizin kulluk ettiğinize.
3: Siz de ibadet etmezsiniz benim ibadet ettiğime.
4: Kul değilim sizin taptığınıza,
5: Ve ibadet edenler değilsiniz benim ibadet ettiğime.
6: Sizin dininiz size, benim dinim bana!”
Kafirun, 1-6
Allah’a inanmak, dini vecibeleri yerine getirmek noktasında sebebi ne olursa olsun karşımızdakine baskı yapmak bu ayetlerle yasaklanmıştır. Bir insan müslümanlığın gereklerini yerine getirmekte ne kadar özgür olmalıysa, bunları yerine getirmemekte de o kadar özgür olmalıdırlar.
Bu bakış açısıyla bakıldığında özellikle İslami giyim tarzına sahip olmayan ve bir müslüman erkeğin görmesi durumunda zinaya yaklaşabileceği tarzda giyinen kadın ile aynı ortamda bulunmak durumunda kalan bir erkeğin ne yapması gerektiği konusu çok kritiktir. Yukarıda sayılan tüm ayetler incelendiğinde böyle bir durumda müslüman bir erkeğin veya kadının tavrı Nur Suresi 30. ve 31.ayetlere uygun olarak bakışlarını yere indirmesi yani karşı cinste uygun kıyafetli olmayan kişiye bakmaması olmalıdır.
• Erkekler ve kadınlar için zinaya yaklaşmak iğrenç bir iş olduğu ve çok kötü bir yol olduğu belirtilerek İsra-32’de yasaklanmaktadır. Ancak zinaya yaklaşmamanın yöntemi bu ayette bulunmamaktadır. Bunun nasıl olacağı ile ilgili bilgi bizce Hz. Yusuf kıssasında örneklendirilmiştir. Yusuf Suresinin 23-34.ayetlerinde bu kıssa anlatılmaktadır. 32.ayette Hz. Yusuf’u baştan çıkarmak isteyen kadın şunu söylemektedir: “Vallahi, ben onunla gönlümü eğlendirmek istedim de o masum bir tavırla bundan çekindi.” İşte buradaki kritik nokta zinadan kaçınmak için yapılması gerekenin kadınlar ile erkeklerin ortamlarının tamamen ayrılması yani tabulaştırılmış haremlik-selamlık uygulaması değil aksine kadın ve erkeğin sosyal hayatta sınırı aşmayacak ölçülerde bir arada bulunabileceği ancak her iki taraftan birisinin zinaya meyil gösterirse karşısındakinin alması gereken tavır Hz. Yusuf’un tavrıdır. Ayrıca Hz. Yusuf kıssasından almamız gereken bir ders de birbirine yabancı bir kadın ile bir erkeğin başbaşa bir ortamda bulunmasının kaçınılması gereken bir durum olduğudur.
Bu görüşe bir başka delil de Ahzab Suresi 32-34. ayetlerde mevcuttur. Ayetler Peygamber hanımlarına hitap etse de mümin kadınlara da bunların birer mesaj olduğunu düşündüğümüzden kadınlar sözü kırıtarak söylememelidirler. Örfe uygun söz söylemelidirler. Buradan da anlıyoruz ki Peygamber hanımları dahi başka erkekler ile muhatap oluyorlardı ki erkeklere umut vermemeleri için sözü kırıtmadan söylemeleri emri gelmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken husus kadınlara gelen emir erkeklerle görüşmemek değil sözü kırıtmadan söylemektir. Yukarıda belirtilen Kur’ani özgürlük kavramıyla birlikte düşünüldüğünde kimse haremlik-selamlık uygulamasını yapıyor diye suçlanamaz veya engellenemez. Ancak aynı zamanda hiçbir ortamda İslam’a uygun olmadığı öne sürülerek haremlik-selamlık uygulaması Allah’ın emridir diye talep edilemez. Tekrar belirtmek isteriz ki haremlik-selamlık uygulamasından kasıt toplumda tabulaştırılmış olan kadınlar ile erkeklerin aynı ortamda bulunmama durumudur. (Ahzab, 32-34)
Bu konudaki son delil Nur Suresi 61.ayettir. Bu ayette Yüce Allah, arkadaşlarınızın evlerinde ayrı ayrı veya beraber yemek yemenizde bir sakınca yoktur buyurmaktadır. Buradan da çok açık bir şekilde anlaşılıyor ki kadınların ve erkeklerin sınırlarını aşmadıkları ve ırzlarını korudukları sürece sosyal alanda iletişim kurmalarında bir sakınca bulunmamaktadır.
• Kadınlar bakışlarını yere indirmelidirler. Burada kullanılan kelime “yagdudne”dir. Bu kelime ile aynı köke sahip kelimeler Kur’an’da 3 yerde daha geçmektedir. Bunlardan birincisi Nur-30’dur. Kadınlara verilen aynı emir erkeklere verilmektedir. Lokman-19 ve Hucurat-3’te de kısmak anlamında kullanılmıştır.
Buradan da anlaşılıyor ki kadınlar sosyal hayatta erkeklerde birarada olacaklardır ancak Hz. Yusuf’la gönül eğlendirmek isteyen kadının konumuna düşmemeleri için bakışlarını yere indirerek yani erkeklerle iletişimlerinde umut verici veya tahrik edici olmamaya özen gösterecekler ve yabancı erkeklerle baş başa kalmayacaklardır. (Nur, 31)
• Ramazan ayında oruç açıldıktan sonra cinsel ilişkiye girmek serbest bırakılmıştır. (Bakara, 187)
• Kadınlar ve erkekler birbirleri için giysidir. Bu tabir üzerinde durulması gerektiğini düşünüyoruz. A’raf Suresi 26.ayette Allah “takva giysisi” diye bir tabir kullanıyor ve Bakara-187’deki giysi kelimesi ile aynı köke sahip kelime olan “libâsut” kullanılmaktadır.
Ey ademoğulları! Size, çirkin yerlerinizi örtecek giysi ve süs kıyafeti indirdik. Ama takva giysisi en hayırlısıdır. İşte bu, Allah´ın ayetlerindendir. Düşünüp öğüt almaları umuluyor.
A’raf, 26
Giysinin mecazi anlamlarda da kullanılabileceğini buradan anlıyoruz. Yine Nahl Suresi 112.ayette de “korku elbisesi” tabiri geçmektedir.
Allah, şu ülkeyi / medeniyeti de örnek vermiştir: Güvenli, mutlu, huzurlu idi; rızkı her yandan bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah´ın nimetlerine nankörlük ettiler de Allah kendilerine, sanayi olarak ürettikleri şeyler yüzünden açlık ve korku elbisesini / birlikteliğini / karmaşasını tattırdı.
Nahl, 112
Furkan Suresi 47.ayette de gecenin Allah tarafından elbise yapıldığı anlatılmaktadır.
O´dur sizin için geceyi elbise, uykuyu dinlence yapan. Gündüzü, dağılıp yayılma zamanı yapan da O´dur.
Furkan, 47
Tüm bu ayetler birlikte okunduğunda kadın ve erkeğin (eşlerin) birbirlerinin ayıplarını örten, onların hatalarını ve açıklarını kapatmaya çalışan ve birbirlerini kötülüklerden koruyan kişiler olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
• Mescitlerde itikaf halindeyken cinsel ilişki yasaktır. (Bakara, 187)
• Adet döneminde cinsel ilişki yasaktır. (Bakara, 222)
• Kadınlar, erkeklerin tarlalarıdır. (Bakara, 223)
Bu tabir ilk bakışta hoş bir görüntü ortaya çıkarmıyor gibi görünse de “tarla” anlamında kullanılan “harsun” ifadesinin fiil hali Şura Suresi 20.ayette şöyle geçmektedir.
Âhiret ekini isteyenin o ekinini artırırız; dünya ekini isteyene de ondan veririz. Ama böylesi için âhirette bir nasip yoktur.
Ayrıca Nisa Suresi 34. ayette Yüce Allah, erkeklerin kadınları kollayıcı olduğunu bildirmektedir.
Buradan çıkardığımız sonuç erkeklerin aileyi yönlendiren bireyler olduğu düşünüldüğünde erkeklerin çabaları (tarlayı sürmeleri) kadınlarının imanlı bir hayat sürüp sürmemelerini(ekinlerin kalitesini) etkilemektedir. Bu çabalardan erkeklerin sorumlu olduğu da ayette “özbenliğiniz için önceden bir şeyler gönderin” ifadesiyle anlaşılmaktadır.
• Erkeklerin kadınlar üzerinde bir derece farkı vardır. Bir üst maddede Bakara Suresi 223. ayet ile ilgili yorumlarda bu fark belirtilmişti. Erkekler bazı konularda daha fazla hak sahibidirler. Ancak bunun karşılığında ahiret için sorumlulukları daha fazladır. (Bakara, 228)
• Eşinden boşanmış bir kadın ile evlenmek isteyen bir erkek yeniden evlenme süresinin dolmasını beklerken o kadın ile evlenmek istediğini kadına söylemesinde de içinde saklı tutmasında da bir sakınca yoktur. Ancak bu söyleme işini örfe uygun yöntemlerle, gizli saklı buluşmalar ayarlamadan yapmalıdır. Burada örfe uygun ifadesinin kullanılmasının Allah’ın her toplumun geleneklerine göre oluşacak esnekliği sağladığı düşüncesindeyiz. (Bakara, 235)
• Kadınlara aşırı düşkünlük erkekler için süslü ve güzel gösterilmiştir. Ancak bunlar geçici dünya hayatının nimetleridir. Bu sebeple kadınlara aşırı düşkünlükten uzak durulmalıdır. (Ali İmran, 14)
• Kadınlar ile ilgili verilecek tüm kararlarda diğer konularda olduğu gibi Allah’ın ayetleri dikkate alınmalıdır. Belki de Allah en çok istismar edilecek konunun kadınlar olacağını bildiği için Nisa-127’de “Senden kadınlar hakkında fetva soruyorlar. De ki: “Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor.” …” buyurmuştur.
Biz elimizden geldiğince aklımız yettiğince anlamaya çalıştık. Şüphesizki en doğrusunu Rabbimiz bilir…

Kategori
Kur'an Araştırmaları