halim
Kişisel Yazılar

HALİM

Elleri yumuk yumuk, gözleri tek bir çizgiden ibaretti Halim’in havasını soluduğu dünya denen bu çöplüğe geldiğinde. Annesi ile babası, ilk defa çocuk sahibi olmanın verdiği şaşkınlık-mutluluk karışımı ve henüz adı konmamış olan duygunun esiri halindeydiler. Sanki bildikleri her şeyin tarifi değişmişti. Halim’siz bir tarif kayda değer değildi artık.

İlk günler, ilk aylar çabuk geçti. İlk ağlayış, ilk gülümseyiş, ilk bakış, ilk oturuş, ilk ilk ilk… Artık 16 ay olmuştu Halim aileye teşrif edeli. Sülalenin göz bebeği olmasına rağmen huysuzluğuyla, uykusuzluğuyla nam salmıştı mahallesinde… Sayılı gün çabuk geçer düsturuyla aile bu dönemleri de atlattı. Artık Halim’in karakterinin şekilleneceği yaşlar gelip çattı. İki yol vardı ailenin önünde…Ya kuzuları kapacak bir kurt, ya da kurtlara yem olacak bir kuzu yetiştirecekti. Zira başka bir insan modeli yoktu yer yüzünde onlar için. Zaten kendileri de ikinci gruba mensuptular. Bu yüzden birinci grubu düşünemediler bile. Başladılar Halim’in zihnine bildikleri tüm iyilikleri hınca hınç doldurmaya.

“Kurallara uymalısın”
“Arkadaşlarının hakkını yemeyeceksin, her şeyde sıranı bekleyeceksin”
“Kimseye vurmayacaksın”
“Kötü söz söylemeyeceksin”
“Yiyeceğini, giyeceğini, oyuncaklarını paylaşacaksın”
“Arkadaşlarınla iyi geçineceksin, uyumlu olacaksın. İlla benim olacak diye diretmeyeceksin”

Bu ve bunun gibi aklınıza gelebilecek her şey Halim’in zihninde yer etmişti adeta. 5 yaşına geldiğinde Halim artık ideal olarak yetişmiş bir çocuktu. Şöyle ki babasının biraz da kendini korumayı öğrensin diye aldığı kum torbasına vurması istendiğindeona sarılacak kadar sevgi doluydu. Ama dikkatlerden kaçan şey Halim’in ideal olması değil insanlığın ideal olması gerektiğiydi.

Günü geldi okula başladı Halim… İdeal karakteriyle bir yıldız gibi parlaması gerekirken bozuk bir çevrede adeta bir kara deliğe dönüştü. Uyum sağlamakta güçlük çekti. Gördüğü her kötülük onun psikolojisine inen birer balyoz darbesi oldu.

“Bu böyle gitmez bir şeyler yapmalıyız” fikriyle annesi ile babası çareler aradı Halim’in durumu için. Saatlerce konuştular ama nafile sevgi zehiri kanına çoktan bulaşmıştı. Artık Halim’in dünyayı değiştirmekten başka çaresi yoktu.

Büyüdü Halim, büyüdü ve beraberinde sevgisini de büyüttü. 25 yaşında çakı gibi bir delikanlıydı artık…Arabasında uzun bir yolculuğa başlamak üzere hazırlıklarını yapıyordu. Bu yolculuk onun geçmiş muhasebesi ve gelecek planlaması yapabilmesi için bulunmaz bir fırsattı. Bunun için tek isteği hiçbir şey düşünmeden yapacağı bir yolculuktu…İşte karşısındaydı o fırsat…Ancak bir sorun vardı. O da Halim uzun süren yolculukları müziksiz geçiremezdi. Çocukluğundan kalma alışkanlık işte. Babası hiçbir yolculuğunu müziksiz geçirmemişti ve o da bundan nasibini almıştı. Yanına tek bir şarkı almaya karar verdi. Ancak bu şarkının hangisi olacağına karar veremiyordu. Düşündü düşündü, sonra 6-7 yaşlarında babasının arka arkaya 15 defa dinlediği bir Zülfü Livaneli şarkısı geldi…Nasıl yer ettiyse hafızasında, çocukluluğunda ilk ezberlediği ve hiç unutmadığı bir şarkıydı…Aldı taşınabilir belleğine dosyayı ve attı arabasına…Kısa bir vedalaşma töreninden sonra vakit kaybetmeden açtı şarkıyı ve geçmişinin ince bir kevgirden, geleceğinin de ince bir tornadan geçeceği yolculuğa gönlünün kapılarını araladı sonuna kadar…

“Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey…”

 

Çağdaş Yavaş

Kategori
Kişisel Yazılar