adem
Kur'an Araştırmaları

HZ. ADEM

DİNLER TARİHİ ARAŞTIRMA TAKIMI - KUR’AN VE DİĞER KUTSAL KİTAPLAR IŞIĞINDA HZ. ADEM

Raporu indirmek için tıklayın.

 

1. GİRİŞ

Bütün semavi dinlerde ilk yaratılan insan ve ilk peygamber olması, meleklere kendisine secde etmesi emri verilmesi ve kendisine bütün isimlerin öğretilmesi düşünüldüğünde peygamberler arasında en çok ilgi odağı olanlardan birisidir.

Adem isminin kökeni hakkında farklı iddialar bulunmaktadır. Cevherî ve Ebû Mansur Cevâlikî kelime kökünün Arapça olduğu görüşündediler. Bu konudaki diğer görüş ise Adem isminin Süryanice olduğu yönündedir.

Sümer dilinde “adamu” “babam” demektir. Babil-Asur dilinde ise “adamu” “yapılmış meydana getirilmiş ortaya konmuş; çocuk, genç” anlamına gelir. Sâbiî dilinde “adam” “kul” demektir. Bu köklerden geldiği de ileri sürülmektedir.

 

2. TEVRAT’TA HZ. ADEM

Yahudilerin kutsal kitabı olan Tanah’ın Tevrat bölümünün Tekvin (Yaratılış) kısmında Hz. Adem ile ilgili bilgiler mevcuttur. Burada yaratılış “gün” adı verilen zaman dilimleriyle açıklanmıştır.

Tevrat ilk insan için “insan”, “adam” ve “Adem” kelimelerini kullanmıştır.

Tekvin II./16-17’de Hz. Adem’in yaratıldıktan sonra “Aden”de bir bahçeye konulduğu belirtiliyor ve burada “iyiliği kötülüğü bilme ağacı”nı yememesi isteniyor.

Ona, “Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin” diye buyurdu, “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.”

Tekvin III./22-24’e göre bir de “Hayat Ağacı” bulunmaktadır. Bu ağaçtan yiyen ebedi yaşama kavuşuyor. Fakat Hz. Adem bu ağacı yemesin diye “Aden” bahçesinden çıkarılıyor.

Sonra, “Adem iyiyle kötüyü bilmekle bizlerden biri gibi oldu” dedi, “Artık yaşam ağacına uzanıp meyve almasına, yiyip ölümsüz olmasına izin verilmemeli.” Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Adem’i Aden bahçesinden çıkardı. Onu kovdu. Yaşam ağacının yolunu denetlemek için de Aden bahçesinin doğusuna Keruvlar ve her yana dönen alevli bir kılıç yerleştirdi.

Tekvin IV./1-16’ya göre de Havva’dan Habil ve Kain (Kabil) isimli çocukları oluyor. Çocuklar Rablerine takdimde bulunuyorlar. Biri kabul olmayınca Kabil Habil’i öldürüyor. Bunun üzerine Hz. Adem’e Habil’in yerine Şit isimli bir oğul veriliyor. 930 yıl yaşayıp vefat ediyor.

Adem karısı Havva ile yattı. Havva hamile kaldı ve Kayin’i doğurdu. “RAB’bin yardımıyla bir oğul dünyaya getirdim” dedi. Daha sonra Kayin’in kardeşi Habil’i doğurdu. Habil çoban oldu, Kayin ise çiftçi. Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RAB’be sunu getirdi. Habil de sürüsünde ilk doğan hayvanlardan bazılarını, özellikle de yağlarını getirdi. RAB Habil’i ve sunusunu kabul etti. Kayin’le sunusunu ise reddetti. Kayin çok öfkelendi, suratını astı.

RAB Kayin’e, “Niçin öfkelendin?” diye sordu, “Niçin surat astın? Doğru olanı yapsan, seni kabul etmez miyim? Ancak doğru olanı yapmazsan, günah kapıda pusuya yatmış, seni bekliyor. Ona egemen olmalısın.”

Kayin kardeşi Habil’e, “Haydi, tarlaya gidelim” dedi. Tarlada birlikteyken kardeşine saldırıp onu öldürdü.

RAB Kayin’e, “Kardeşin Habil nerede?” diye sordu.

Kayin, “Bilmiyorum, kardeşimin bekçisi miyim ben?” diye karşılık verdi.

RAB, “Ne yaptın?” dedi, “Kardeşinin kanı topraktan bana sesleniyor. Artık döktüğün kardeş kanını içmek için ağzını açan toprağın laneti altındasın. İşlediğin toprak bundan böyle sana ürün vermeyecek. Yeryüzünde aylak aylak dolaşacaksın.”

Kayin, “Cezam kaldıramayacağım kadar ağır” diye karşılık verdi, “Bugün beni bu topraklardan kovdun. Artık huzurundan uzak kalacak, yeryüzünde aylak aylak dolaşacağım. Kim bulsa öldürecek beni.”

Bunun üzerine RAB, “Seni kim öldürürse, ondan yedi kez öç alınacak” dedi. Kimse bulup öldürmesin diye Kayin’in üzerine bir nişan koydu. 16 Kayin RAB’bin huzurundan ayrıldı. Aden bahçesinin doğusunda, Nod topraklarına yerleşti.

 

3. İNCİL’DE HZ. ADEM

İncil’de yaratılış konusunda Adem’e çok temas edilmemektedir fakat daha çok Allah-insan ilişkileri üzerinde durulmaktadır.

Pavlus’un Romalılara mektubu, V/ 12-14.  bölümünde şu ifade mevcuttur:

“Bunun için nasıl günah bir adam vasıtasıyla ve ölüm günah vasıtasıyla dünyaya girdi ise böylece ölüm de bütün insanlara geçti. Çünkü hepsi günah işlediler. Çünkü şeriata göre dünyada günah vardı. Fakat şeriat yokken günah sayılamaz…”

Hıristiyanlar Hz. Adem’i bir şahsiyetten çok genel anlamda insan cinsinin yaratılış hikayesi olarak görmektedir. Burada bahsedilen suç “asli suç” olarak bir doktrine bağlanmış ve bu doktrin gereği bütün insanlar atalarından miras olarak bu suçla doğup bu suçla ölmüşlerdir.

İslam’dan farklı olarak 1. ve 2. Adem anlayışı mevcuttur.

Pavlus’a göre 1.Adem günah işlemenin ve ölümün sebebidir. 2.Adem yani İsa hayat kaynağıdır.

Türk Ansiklopedisinin Âdem ve Havva bölümüne göre Hıristiyan inancında ilk Âdem yaşayan can olmuş, ikinci Âdem ise dirilen ruh olmuştur. Birincisi topraktan, ikincisi gökten gelmiştir.

 

4. KUR’AN’DA HZ. ADEM

“Adem” kelimesi Kur’an-ı Kerim’de toplam 25 ayette 27 defa geçmektedir. 18’inde sadece Adem, 1’in de Adem ve 2 oğlu, 8’inde ise ademoğulları şeklinde geçer. Hz. Adem’in yaratılışı ve kıssası toplam 55 ayette anlatılır.  (Bakara, Maide, Araf, Hicr, Tâhâ ve İsra sureleri).

 

Âdem’in yaratılışı ,

30: Bir zamanlar Rabb’in meleklere: “Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım.” demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: “Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysaki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsayıp yüceltiyoruz.” Allah şöyle dedi: “Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim.”

31: Ve Âdem’e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu: “Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz.”

32: Dediler ki: “Yücedir şanın senin. Bize öğretmiş olduğunun dışında bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alîm’sin, her şeyi en iyi şekilde bilirsin; Hakîm’sin, her şeyin bütün hikmetlerine sahipsin.”

33: Allah buyurdu: “Ey Âdem, haber ver onlara onların adlarını.” Adem onlara onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: “Dememiş miydim ben size! Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim. Ve ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklayageldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekteyim.”

34: O vakit biz meleklere, “Âdem’e secde edin” demiştik de İblis dışında tümü secde etmişti. İblis yan çizmiş, kibre sapmış ve nankörlerden olmuştu.

35: Ve Âdem’e şöyle buyurmuştuk: “Ey Âdem, sen ve eşin cennete yerleşin ve ondan dilediğiniz yerde, bol bol yiyin. Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme sapanlardan olursunuz.”

36: Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: “Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin. Belli bir süreye kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet / bir yararlanma imkânı olacaktır.

Bakara 30-36

 

Allah’ın, Hz. Âdem’e bütün isimleri öğretmesi,

37: Bunun üzerine Âdem, Rabb’inden bazı kelimeler öğrenip belledi de O’na yöneldi. O da onun tövbesini kabul etti. Gerçekten de O, evet O, Tevvâb’dır, tövbeleri cömertçe kabul eder; Rahîm’dir, rahmetini cömertçe yayar.

Bakara 37

Meleklerin Hz. Âdem’e secde ile emredilmeleri ve İblis’in bu emre karşı gelerek secde etmekten kaçınması,

116: Hani meleklere “Âdem’e secde edin” demiştik de İblis müstesna hepsi secde etmişti. İblis dayatmıştı.

Tâhâ 116

11: Andolsun ki sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, sonra da meleklere: “Adem’e secde edin” dedik. Onlar da secde ettiler. Ama İblis etmedi, secde edenlerden olmadı o.

(BU AYETTE SİZİ YARATTIK DİYOR VE SONRA(SÜMME BAĞLACIYLA) ADEM’E SECDE EDİN DİYOR. BİZ BURADAN ADEM’İN İNSAN FORMUNDAKİ BİR GRUPTAN SEÇİLMİŞ BİR KİŞİYİ TEMSİL ETTİĞİ ANLAŞILABİLİR.)

12: Allah buyurdu: “Sana emrettiğimde secde etmeni engelleyen neydi?” İblis dedi: “Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.”

13: Buyurdu: “O halde in oradan. Senin haddine mi orada büyüklük taslamak! Hadi çık! Sen alçaklardansın.”

14: Dedi: “İnsanların diriltileceği güne kadar bana süre ver.”

15: Buyurdu: “Süre verilenlerdensin.”

16: Dedi: “Beni azdırmana yemin ederim ki, onları saptırmak için senin dosdoğru yolun üzerine kurulacağım.”

17: “Sonra onlara; önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından musallat olacağım. Bir çoklarını şükreder bulamayacaksın.”

18: Allah buyurdu: “Çık oradan, yenik düşmüş ve kovulmuş olarak. Onlardan sana uyan olursa

A’raf 11-18

Hani, meleklere: “Âdem’e secde edin!” demiştik; onlar da secde etmişlerdi. Ama İblis secde etmemiş, şöyle demişti: “Çamur olarak yarattığın kişiye secde mi ederim?”

İsra 61

Hani, biz meleklere “Âdem’e secde edin” demiştik de İblis dışında hepsi secde etmişti. İblis, cinlerdendi. Kendi Rabbinin emrine ters düştü. Şimdi siz, benim beri yanımdan, onu ve onun soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Hem de onlar sizin düşmanınızken. Zalimler için ne kötü bir değiştirmedir bu!

Kehf 50

 

Hz. Âdem’in işlediği günah neticesinde pişman olup Allah’a tevbe etmesi ve tevbesinin kabul edilmesi,

37: Bunun üzerine Âdem, Rabb’inden bazı kelimeler öğrenip belledi de O’na yöneldi. O da onun tövbesini kabul etti. Gerçekten de O, evet O, Tevvâb’dır, tövbeleri cömertçe kabul eder; Rahîm’dir, rahmetini cömertçe yayar.

38: “Hepiniz oradan aşağı inin.” dedik. Benden size bir yol gösteriş ulaşır da kim bu yol gösterişime uyarsa artık böylelerine hiç bir korku yoktur. Onlar kederle de yüz yüze gelmeyeceklerdir.

Bakara 37-38

23: “Ey Rabbimiz, dediler, öz benliklerimize zulmettik. Eğer bizi affetmez, bize acımazsan elbette ki hüsrana uğrayanlardan olacağız.”

24: Buyurdu: “Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde belirli bir süreye kadar mekan tutmanız ve nimetlenmeniz öngörülmüştür.”

25: Buyurdu: “Orada hayat bulacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız.”

A’raf 23-25

Sonra, Rabbi onu arıtıp temizledi, onun tövbesini kabul edip kendisini iyiye ve doğruya kılavuzladı.

Tâhâ 122

 

Hz.Âdem’in iki oğlu Hâbil ile Kabil’in kıssası

27: Onlara Âdem’in iki oğlunun haberini de gerçek olarak oku. Hani, ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti, ötekinden kabul edilmemişti. “Seni mutlaka öldüreceğim.” dedi. Öteki: “Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder.” dedi.

28: Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatmayacağım. Şu bir gerçek ki ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.”

29: “Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da senin günahını da yüklenip ateş halkından olasın. İşte budur zalimlerin cezası!”

30: Nihayet nefsi onu kardeşini öldürmeye ısındırdı, o da onu öldürdü. Böylece hüsrana uğramışlardan oldu.

31: Derken, Allah, kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O dedi ki: “Vay be! Şu karga kadar bile olamıyor muyum ki, kardeşimin cesedini saklayayım.” Bu arada, pişmanlık duyanlardan olmuştu.

Maide 27-31

Bu konular haricinde Allah(c.c.) Kur’an’ı Kerim’de bizlere Hz. İsa ile Hz. Adem’in babasız yaratılışlarını birbirine benzetmektedir.

Allah katında İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona “Ol!” dedi. Artık o, olur.

Ali İmran 59

Bir de Hz. Adem’in Nuh, İbrahim ve İmran ailesi ile birlikte alemlere üstün kılındığı aşağıdaki ayette belirtilmektedir.

33: Allah; Âdem’i, Nûh’u, İbrahim Ailesi’ni, İmran Ailesi’ni seçerek âlemlere üstün kılmıştır;

(BU AYETTE DE ÂDEM’İN DE SEÇİLEBİLİR İNSAN FORMUNDAKİ VARLIKLARIN İÇİNDEN SEÇİLDİĞİ BELLİ OLUYOR.)

34: Birbirinden gelen soylar halinde. Allah, hakkıyla işiten, gereğince bilendir.

Ali İmran 33-34

 

5. HZ. ADEM’İN YARATILIŞI

5.1.Tartışmanın Dozunu Ayarlamak Gerekir.

65: Ey Ehl-i Kitap! İbrahim hakkında neden çekişiyorsunuz? Tevrat da İncil de ondan sonra indirildi. Hâlâ aklınızı işletmeyecek misiniz?

66: İşte siz böyle insanlarsınız! Hakkında biraz bilginiz olan şeyde çekişmeye girdiniz. Peki, hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyde neden tartışmaya giriyorsunuz? Allah bilir ama siz bilmezsiniz.

Âli İmran, 65-66

Yüce Allah (c.c.) hakkında kısıtlı bilgimiz olan konularda çekişmeye girmeyi eleştirmektedir. Bu sebeple Hz. Adem hakkında ayetler ışığında kısa bir değerlendirme yapalım ve kısır tartışmalara çok fazla dalmadan doğrusunu ve detayını sadece Allah’ın bildiği insanın yaratılışını incelemeye çalışalım.

5.2.İnsanın yaratılışı ile ilgili hem evrimi hem de anne karnındaki gelişimi destekleyen ayetler mevcuttur.

Andolsun ki sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, sonra da meleklere: “Adem’e secde edin” dedik. Onlar da secde ettiler. Ama İblis etmedi, secde edenlerden olmadı o.

A’raf, 11

A’raf 11’de Yüce Allah(c.c.) insanın yaratılışının 3 aşamada olduğunu anlatmaktadır. Ayette önce “sizi yarattık” denilirken çoğul kullanılmakta ve Arapça’daki çoğul(tesniye) kuralına göre 3 veya 3’ten daha fazla insanın yaratıldığı anlaşılmaktadır. Daha sonra insanın biçimlendirildiği ve bundan da sonra meleklerin Adem’e secde etmesi istenmektedir. Burada ince bir noktaya dikkat çekmek isteriz. Ayette kullanılan “sonra” bağlacı “sümme” olarak verilmiş. Bu “sizi yarattık” ve “sizi biçimlendirdik” eylemleri arasında belli bir sürenin geçtiğini göstermektedir. Buradan hareketle insanın bir seferde yaratılmadığı, insan yaratılışının bir sürece dayandığı anlaşılmaktadır.

7: O, odur ki, yarattığı her şeyi güzel yarattı. Ve insanın yaratılışına çamurdan başladı.

8: Sonra onun neslini bir üsareden, hor görülen bir sudan oluşturdu.

9: Sonra ona bir biçim verdi ve onun içine kendi ruhundan üfledi. Sizin için, işitme gücü, gözler ve gönüller vücuda getirdi. Ne kadar da az şükredersiniz!

Secde, 7-9

Aynı şekilde Secde Suresi’nde de Allah(c.c.) yaratmaya çamurdan başlama ile insan neslini sudan oluşturma arasına “sümme” bağlacı koymaktadır. Ve yine sudan oluşma ile biçim verme arasında da “sümme” bağlacı kullanılmıştır.

Bu konudaki bir diğer görüş bu evrelerin anne karnındaki evrelerin olduğu yönündedir. Doğrusunu Allah bilir. Buna dayanak da aşağıdaki ayetlerdir.

Ey insanlar! Ölümden sonra dirilme konusunda kuşku içinde olabilirsiniz. Ama şu bir gerçek ki, biz sizi bir topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan/döllenmiş bir karışımdan, sonra ne olduğu kısmen belirli, kısmen belirsiz bir et parçasından yarattık ki, size açık seçik beyanda bulunalım. Ve sizi rahimlerde, belirlenen bir süreye kadar dilediğimiz şekilde bekletiyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz. Daha sonra da tam kuvvetinize ulaşmanızı sağlıyoruz. Bununla birlikte içinizden bir kısmı öldürülüyor, yine içinizden bir kısmı ilimden sonra bir şey bilmesin diye ömrün en basit ve düşük noktasına geri gönderiliyor. Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün. Nihayet onun üzerine suyu indirdiğimizde titrer, kabarır ve her güzel/bereketli çiftten bir şeyler bitirir.

Hac, 5

12: Yemin olsun ki, biz insanı topraktan oluşan bir özden yarattık.

13: Sonra onu çok dayanaklı bir karargâhta bir damlacık yaptık.

14: Sonra o damlacığı bir embriyo halinde yarattık, sonra o embriyoyu bir et parçası halinde yarattık, sonra o et parçasını bir kemik halinde yarattık ve nihayet o kemiğe de bir et giydirdik. Sonra onu bir başka yaratılışta yeniden kurduk. Yaratıcıların en güzeli Allah’ın kudret ve sanatı ne yücedir!

Mü’minun, 12-14

Allah sizi bir topraktan, sonra bir spermden yarattı; sonra sizi çiftler haline getirdi. O’nun ilmi dışında, bir dişi ne hamile olur ne de doğurur. Yaşayan bir varlığa daha çok ömür verilmesi de onun ömründen biraz azaltılması da mutlaka bir Kitap’ta yazılıdır. Bu, Allah için gerçekten çok kolaydır.

Fatır 11

Fatır Suresi 11. ayette de “sümme” bağlacı kullanılmıştır. Yani insanın yaratılış kökeni toprağa dayanıyor. Ancak topraktan bir yaratma söz konusu olduktan sonra bir süre geçince spermden yaratma evresine geçiliyor. Daha sonra da yine sümme bağlacıyla yani süre geçerek çiftler haline gelme evresine geçiliyor.

“O ki, sizi halden hale/evreden evreye geçirerek yarattı.”

Nuh, 14

Bu ayet de insanın aşama aşama yaratıldığına işaret eden ayetlerdendir.

 

6. HZ. ADEM İLK İNSAN MI İLK PEYGAMBER Mİ?

Hz. Adem’in ilk insan mı ilk peygamber mi olduğu konusunda öncelikle Adem kıssasının diğer dinlerle benzerliklerine bakmak gerekir.

Sümer mitolojisinde ilk insan ve ilk kral Adapa’dır. Âdem’in çamurdan, eşinin ise kaburga kemiğinden yaratılması (Nin-Ti), cennetten kovuluş, yasak meyve, yılan, Âdem’in bin yıla yakın yaşaması vb. temaları Sümer efsaneleri ile örtüşen motiflerdir.

İnsan için Kur’an beşer kelimesini de kullanmaktadır. Beşer, Arapça ve İbranice ortak bir kelimedir. Kuranda da Tevrat’da da söylendiği gibi kullanılır. Aynı kökten türeyen şera, şurra, şura, işar, şiar, aşiret, şeriat gibi kelimelerin ortak özelliği bir topluluğu ve toplu yönelimi ifade ediyor olmasıdır. Yani insan beşer varlığı halindeyken “kendi bilincine vakıf değildi, birey olamamıştı. Sürü halinde yaşıyordu içgüdüleri ile ve toplu olarak hareket ediyordu. Kısmi zeka belirtisi gösteren davranışları da yok değildi. Ancak insan özel anlamı ile Adem ve daha ileri aşamada halife olması ile kemale ermiştir. Bu varlığının kemalini kavraması sadece kendisinin farkına varması ile değil, bütün bir yeryüzünün ve rabbinin de bilgisine, hakikatine vakıf olması ile tamamlandı. Bu iddia için gösterilen deliller aşağıda verilmiştir.

Bir zamanlar Rabb’in meleklere: “Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım.” demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: “Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysaki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsayıp yüceltiyoruz.” Allah şöyle dedi: “Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim.”

Bakara, 30

Bu ayette bazı meallerde halife yaratacağım şeklinde çevrilmiş ancak Arapça’da yaratmak “helage” demektir. Ayette geçen “ceale” de yaratmaktır fakat daha çok atama, bir üst kademeye çıkarma anlamı vardır. Bu ayete göre insan yer yüzünde sürü halinde vardı. Ancak akıl&zekaya sahip değildi. Allah halife olarak atamak için tüm canlılardan insanları seçti.

Allah; Âdem’i, Nûh’u, İbrahim Ailesi’ni, İmran Ailesi’ni seçerek âlemlere üstün kılmıştır

Âli İmran, 33

Bu ayet Hz. Adem’in seçilmiş bir insan olduğunu belirtmekte ve bir insanın seçilebilir olması için alternatifleri olması gerekmektedir. Bu durumda Hz. Adem’in büyük olasılıkla A’raf-11’de bildirilen süreçte yaratılmış olan insan formundaki canlılar arasından seçilerek alemlere üstün kılındığı düşünülebilir. Doğrusunu Allah bilir.

“Adem”  bir çoğul olarak adamın topluluk halini ifade eder. Adam tekildir Âdem çoğuldur” görüşünde olanlar olsa da bu fikri destekleyen bir kaynağa rastlayamadık.

 

7. HZ. ADEM’İN KOVULDUĞU CENNET NERESİDİR?

Kur’an’da Hz. Adem’in kovulduğu yer “cennet” kelimesiyle ifade edilmektedir. Cennetin etimolojik kökenine inmek bize bazı ipuçları verebilir.

Arap cahiliye dönemi şiirlerinde cennet kelimesine çok nadir olarak rastlanmaktadır. Bu da cennetin Arapçaya dışardan girdiğine işarettir.

Mustafa Öztürk cennet kelimesinin  “örtmek, gizlemek” anlamına gelen “cenn” kökünden geldiğini belirtmektedir.

Bir diğer yorum da şöyledir: Arapça sözcük Aramice/Süryanice gannā veya ganntā yani  “bahçe” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Aramice/Süryanice “koruma, kapatma, etrafını çevirme” kökünden türetilmiştir.

Sümer kil tabletlerinden edinilen bilgilere göre;

Yaklaşık M.ö. 4000-3000 lerde mezopotamyada yaşamış, Sümerlilerin Aden adındaki cennet bahçeleri vardır. Bu cennette güzel ağaçlar, meyveler, su akıntıları bulunmaktadır. Bu ritüel daha sonra yahudi tevratına “Eden” cenneti olarak aktarılır. Sonrasında semavi dinlerde görülür.

Cennet kavramı şamanizmde de mevcuttur. “Transa geçen ruh cennete ulaşmak için bir ırmağı geçmek zorundadır” anlayışı bulunmaktadır.

Hz. Adem’in kovulduğu cennet için Tevrat’ın Tekvin bölümünün 2.Babı 7 ve 8.ayetlerine göre Allah, yerin toprağından Adem’i yarattıktan sonra şarkta hazırladığı bahçeye onu koyar. Hatta o bahçeden dört ırmak çıkar. Dört ırmaktan ikisi Fırat ve Dicle’dir. Bu bilgilere göre Hz. Âdem’in yaratıldığı ve konulduğu yer dünyada, adı Aden olan bir cennettir.

Tevrattaki Eden kelimesinin de kökeni olduğu düşünülen Akad kökenli “edinnu” düzlük anlamına gelir. Eden aynı zamanda güney Arabistanda bir yer adıdır.

İslam dünyası ise bu konuda 2’ye bölünmüştür. Bir grup bu dünya olduğunu, diğer grup ahirette vaat edilen cennet olduğunu iddia etmektedir.

 

Bu bahçenin dünyada olduğunu iddia edenlerin 5 dayanağı aşağıdadır:

  1. Adem, İblis’in sonsuz yaşam vaat eden aldatmacasına kanmazdı.
  2. Ahiretteki cennet olsa Hicr-48’e ters düşmüş olur.
    Orada kendilerine zahmet/yorgunluk dokunmaz. Oradan çıkarılmazlar da.
    Hicr, 48
  3. İnsanın ahiretteki mükafat yurdunda yaratılmış olması ilahi hikmete ters düşer, hiçbir salih amelde bulunmamış bir insanı Allah’ın mükafatlandırması düşünülemez.
  4. Cennette isyan, hata/zelle veya günah olmazdı ve onlar böyle bir fiil işleyemezlerdi.
  5. Cennetten kovulan şeytan, cennete giremez ve onları kandıramazdı.

Bu bahçenin ahiretteki mükafat yurdu olan cennette olduğu iddia edenlerin dayanakları da aşağıdadır:

  1. Hz. Peygamber’in mi‘rac’da cenneti müşahade ettiğini ele alan hadîslerle,
  2. Bakara Suresi 36 ve 38. ayetlerde geçen “İnin oradan hepiniz!” ifadesinin genellikle cennetten dünyaya iniş olarak yorumlanışıyla delillendirmişlerdir.

Ancak bu noktada belirtmek gerekir ki aynı inmek anlamında kullanılan “habata” fiili aynı surenin 61. ayetinde kasabaya inmek şeklinde de kullanılmıştır.

İlave bir bilgi oalrak İngilizce’de Adem’in yaratıldığı ve kovulduğu yer için “paradise” kelimesi kullanılırken, ahiretteki cennet için “heaven” ifadesi kullanılır. Bu da Hz. Adem’in kovulduğu cennetin ahiretteki cennet ile aynı yer olmadığı iddiasını destekleyen bir durumdur.

 

8. HZ. ADEM’E ÖĞRETİLEN İSİMLER

Bir zamanlar Rabb’in meleklere: “Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım.” demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: “Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysaki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsayıp yüceltiyoruz.” Allah şöyle dedi: “Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim.”

Ve Âdem’e isimlerin tümünü öğretti. Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu: “Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz.”

Dediler ki: “Yücedir şanın senin. Bize öğretmiş olduğunun dışında bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alîm’sin, her şeyi en iyi şekilde bilirsin; Hakîm’sin, her şeyin bütün hikmetlerine sahipsin.”

Allah buyurdu: “Ey Âdem, haber ver onlara onların adlarını.” Adem onlara onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: “Dememiş miydim ben size! Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim. Ve ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklayageldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekteyim.”

Bakara, 30-33

Bu ayetlerin çeşitli tefsir kaynaklarında nasıl açıklandığına bakmak bizlere yol gösterebilir.

İbn Kesir

Allah’ın bütün isimleri meleklere öğretmeyip, insana öğretmesi insana verdiği şerefin bir göstergesidir. Çeşitli kaynaklarda öğretilen isimler için, bütün hayvanlar, bütün bitkiler, bütün yıldızlar, bütün soyundan gelenlerin isimleri denilmiştir.

Taberi

Öğretilen isimler için “onlar” zamiri kullanıldığı için meleklerin ve Adem’in soyunun isimleri olduğunu söylemek daha doğrudur. Allah’ın bu ayette meleklere sitem etmesi, oğlunun niçin suda boğulduğunu soran Hz. Nuh’a ettiği siteme benzemektedir.

Bu arada Nûh, Rabbine yakardı da dedi ki: “Rabbim, oğlum benim ailemdendi! Senin vaadin elbette haktır. Sen hâkimlerin, hükmü en güzel verenisin.”

Allah buyurdu: “Ey Nûh! O, senin ailenden değildi. Yaptığı, iyi olmayan bir işti. Hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme. Cahillerden olmaman hususunda seni uyarırım.”

Hûd, 45-46

Elmalılı

Zamanımıza kadar çeşitlenen dillerin bugüne gelmesi Hz. Adem’in bu isimleri öğrenmesine borçludur. Demek ki Adem’den önce hangi mahlukat olursa olsun dilden mahrum durumdaydılar. Allah ilim ve kelam sıfatlarıyla Adem’e isim koyma becerisini vermiştir.

Ayetlere bakıldığında anlaşılıyorki Rabbimiz bizlere bu konuda sınırlı bilgi vermiştir. Bu sebeple bu ayetlerden çıkarılacak olan derslere bakılmasının daha doğru bir yaklaşım olduğu düşüncesindeyiz.

 1- Bu ayet-i celile, kulun kendi noksanlarından gafil olmamasını ve kendisindeki her güzelliği Cenab-ı Hak’tan bilmesi gerektiğini ders vermektedir. Zira melekler: “Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bir bilgimiz yoktur” diyerek ilimdeki noksanlıklarını itiraf etmişler ve bildiklerini de Cenab-ı Hakk’ın öğretmesiyle öğrendiklerini ikrar etmişlerdir.

O halde bizler de meleklerin bu hali ile ahlaklanıp, kusurlarımızı Allah’ın huzurunda itiraf etmeli ve eğer bir güzelliğimiz varsa onu da Allah’ın ihsanı olarak bilmeliyiz.

2- Bu ayet-i celile, “bilmiyorum” demenin faziletini ders vermektedir. Çünkü melekler, Allah’ın “Şunların isimlerini bana haber verin” buyurmasına karşı, “Bizim bilgimiz yoktur” diyerek cevap vermişlerdir. Bu sırdan dolayı âlimler demişlerdir ki: “Bilmiyorum demek ilmin yarısıdır.”

O halde bizler de her soruya cevap yetiştireceğiz diyerek bilir bilmez konuşmamalı ve bilmediğimiz konularda cesaretle “bilmiyorum” diyerek meleklere tabi olmalıyız.

3- Bu ayet-i celile, ilmin faziletine ve ilmin nafile ibadetten evla olduğuna işaret etmektedir. Şöyle ki: Allah-u Teâlâ, Hz. Âdem’in meleklere olan üstünlüğünü ilim sıfatıyla ispat etmiş ve Hz. Âdem’e eşyanın isimlerini öğreterek, bu isimleri bilmeyen meleklere ders verdirmiştir. Eğer Allah’ın katında ilimden daha kıymetli bir sıfat olsaydı, Allah-u Teâlâ bu üstünlüğü o sıfat ile ispat ederdi. Ayrıca melekler Hz. Âdem’den daha çok ibadet etmelerine rağmen Hz. Âdem’e secde etmekle emrolundular. Bu aynı zamanda ibadetin ilme karşı bir secdesidir. Hatta bu bağlamda İ. Nesefi şöyle der: “Lügat ilmiyle bile meşgul olmak nafile ibadetten evladır.”

O halde bizler de ibadete verdiğimiz önem gibi ilme de önem vermeli ve ilim talebesi unvanını kazanmak için çok gayret etmeliyiz.

 

KAYNAKLAR

  1. KUTSAL METİNLERDE VE HADİSLERDE HZ. ÂDEM –TESPİT VE DEĞERLENDİRME, Nurullah Agitoğlu
  2. ADEM, CENNET VE DÜŞÜŞ, Mustafa Öztürk
  3. BİR TEFSÎR-KELÂM PROBLEMİ: HZ. ÂDEM’İN YASAK AĞACA YAKLAŞMASI, Ferruh Kahraman
  4. KUR’AN’A GÖRE HZ. ADEM (A.S.)’İN SERÜVENİ, Gürbüz Deniz
  5. PEYGAMBERLER TARİHİ ANSİKLOPEDİSİ, TÜRKİYE GAZETESİ YAYINLARI
  6. İSLAM TÜRK ANSİKLOPEDİSİ, İzmirli İsmail Hakkı
  7. http://www.3sutun.com/say2/sumersayfa1.html
  8. http://www.ozgurroman.com , Enes Evci
  9. http://www.ilmedavet.com/hz-ademe-isimlerin-ogretilmesindeki-sir.html
Kategori
Kur'an Araştırmaları