Kişisel Yazılar

KAÇIIIIN İNSAN GELİYOR İNSAN!

kaçın insan geliyor insan

Bugün yıllık iznimin başlamasıyla birlikte sorumlu baba kimliğimle vurdum kendimi yollara, oğlumun doymak bilmeyen nefsini tatmin edebilmek ümidiyle… Ama nafile, çağımızın mutsuzluk hastalığıyla 5 yaşında müşerref oldu yazık ki…Ve en kötüsü dostlar, o hasta olduğunu hiçbir zaman bilmeyecek, bilse de asla kabul etmeyecek.

Şöyle bir etrafıma baktım da bu hastalığın pencesinde kıvrınan tek kişi benim oğlum mu acaba diye ve fark ettim ki toplum olarak kapmışız bu illeti…

Doğanın sessiz ama anlamlı çığlıklarına inat daha da fazla talep gören AVM’lerden birindeyiz şimdi de… Öğle sıcağı adamın beynini sersemletecek boyutta, düşünme yetisini elinden alıyor adeta. En azından bu vakitleri biraz serin geçirelim diyoruz…Biraz derinlemesine düşününce bu merkezin yapılmadan önce buradaki ormanlık alanda kaç hayvanin yaşadığını, rızkını aradığını tahmin etmeye çalışıyorum. Kendimi onların yerine koyarak neden yurtlarından edildiğini ve neden onların bu öğle saatlerini serinde geçirmesi gerekirken insanoğlunun onları neden yurtlarından ederek onları bencilce bundan mahrum ettiğini anlamaya çalışıyorum. Neden diyorum bu zulum neden? Doymak bilmeyen insanı daha mutlu etmek için!

Sonra her daim mutsuz ve her daim talepkar oğlumu görüntüde doğa dostu bir çay bahçesine götürüyorum. Mekan aslında fidancılık yapıyor ama aynı zamanda insanların nefes alabilmesi için oturma alanlarına da sahip. Tam oturuyoruz masamıza ki davetsiz bir misafir soluğu yani başımızda alıyor. Dili dışarda, belli ki susuzluktan canı çıkmak üzere…Açlık durumunu ise bilen yok. Belki konuşabilse neler anlatacak bize ama o mahsun bakışlarıyla biz garip yaratiklari süzüp “hav hav” diyor sadece. Çünkü o insan kadar vahşi ve canavarca bir ruha sahip değil. Kendisine ssygı göstermeyeni vahşice katletmiyor. Bir hayvansever su veriyor hayvana ama mekan sahibi durur mu? “Ne yapıyosun ablacım? Bir alışırsa buraya önünü alamayız sonra” diyip kovuyor sevimli şeyi oradan.

Keşke senin önünü alabilseydik de hayvanların barınacağı alana para basma makinesi kurmasaydın diye içimden geçirdim.

Sonra kendi kendime sözümü geri aldım. Davetsiz misafir olan o köpek değil biziz aslında…Onun yaşam alanına çöreklenip sonra da “aman ha alışmasın buraya” küstahlığını ancak bir insan aklı yapabilir zaten…

Bu yaşadıklarımdan sonra gördüğüm her hayvandan şu sesi duyduğumu hissedeceğime eminim:

“KAÇIIIIN İNSAN GELİYOR İNSAN!”

 

Çağdaş Yavaş

Kategori
Kişisel Yazılar