kölelik ve cariyeliğe kurani bakış
Kur'an Araştırmaları

KÖLELİK VE CARİYELİĞE KUR’ANİ BAKIŞ

Hz. Muhammed’in peygamber olarak görevlendirildiği dönemde kölelik ve cariyeliğin kaynağı savaşlardı. Yani savaşta alınan esirler köle ve cariye ediniliyorlardı. Enfal suresi 67: ‘Kıyasıya girdiği zorlu bir meydan savaşı sonucu değilse, esir almak bir peygamber için yakışık almaz. Siz bu dünyanın geçici kazançlarına talip olabiliyorsunuz, ama Allah (sizin için) sonraki hayatın (güzel/iyi olmasını) murad ediyor: çünkü, Allah doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen en yüce iktidar sahibidir.’’ İnsanlar o dönemlerde savaşlara köle ve cariye almak için katılıyordu. Yani ekonomik bir getiri kazanma çabası içindeydi. Bu ayet bu durumu ortadan kaldırarak esir almanın önünü büyük ölçüde kapatmaktadır.

Ayette ‘’geçen kıyasıya girdiği zorlu bir meydan savaşı değilse’’ ibaresi tersten okunduğunda ‘’ kıyasıya geçen ve zorunlu bir meydan savaşı ‘’ ise esir alına bileceği sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Savaş esnasında veya sonrasında düşman olan tarafın askerlerinin taaruz kabiliyetlerinin azaltılması veya ortadan kaldırılması için ya öldürülmeleri ya da esir alınmaları gerekliliği savaş stratejisinin çok önemli bir boyutudur.  O nedenle kıyasıya bir meydan savaşında öldürmek çok doğal gözükmektedir. Ancak Allah bu ayetle şartlar uygunsa öldürmek gibi geri dönüşü olmayan bir yola girmektense önce esir almanın önemine de vurgu yapmıştır.

Savaşta tutsak edilenlerin durumunu Muhammed Suresi 4. Ayet şu şekilde belirlemiştir: ‘’ Artık inkarda direnip (onu dayatanlarla) savaşta karşılaştığınızda, hemen boyunlarına vurun! Nihayet kızışmış bir savaşın sonuna dayandığınızda durmayın, (kalanların) ipini sıkı bağlayın. Fakat daha sonra ya bir lütuf olarak karşılıksız, ya da bir fidye karşılığı serbest bırakın ki, savaş tüm ağır sonuçlarıyla ortadan kalksın: böyle yapın! Ve eğer Allah dileseydi, onların hakkından bizzat gelirdi; fakat bunu (yapmadı) ki, sizi birbirinizle sınayabilsin. Allah yolunda öldürülenlere gelince: Evet (Allah) onların yaptıklarını asla zayi etmeyecektir’’  Savaş sonlanıp tehlike ortadan kalkınca yani alınan esirlerin taaruz etme kabiliyeti son bulunca Allah karşılıksız ya da bir fidye ile serbest bırakılmalarını net bir şekilde vurgulamıştır.  Kölelik ve cariyeliğin en önemli damarı savaş esirleriyken, ayette savaş esirlerinin serbest bırakılmaları gerektiği vurgulanarak kölelik ve cariyeliğin kaynağı kesilmiştir. Bu durumun Bedir Savaşı’nda yaşandığı bilinmektedir.

Nur Suresi 32. Ayet: ‘’Ve içinizden bekâr olanları, erkek ve kadın esirlerinizden (evliliğe) elverişli olanları evlendirin! Yoksul da olsalar, Allah onları lutfuyla destekleyecektir: zira Allah (lutfunda) sınırsızdır, (kime ne kadar vereceğini) çok iyi bilir.’’ Bu ayette ise esir olanlardan durumu elverişli olanların erkek/kadınlar ile evlendirilmesi emredilerek esirlikten kurtulmalarının önü açılmaktadır. Zira o dönemin koşullarına göre esiri, köle ve cariye evlenince hür olmaktadır.

Nur Suresi 33. Ayet: ‘’ Ama evlenmeye bir türlü imkan bulamayanlar, Allah lütfundan kendilerine (bir fırsat) tanınıncaya dek iffetlerini korusunlar! Öteden beri mülkiyetinizde bulunan esirlerden azatlık sözleşmesi yapmak isteyenlere gelince: eğer onlarda bir liyakat görüyorsanız, onlarla sözleşme yapınız; üstelik onlara Allah’ın size (emanet) olarak verdiği maldan bir miktar da veriniz. Bir de eğer (evlenme yoluyla) iffetsizliğe karşı korunmak istiyorlarsa, dünya hayatının fani hazlarına tamah ederek sakın kadın esirlerinizi fuhşa zorlamayınız; zira onları zorlayan herkes iyi bilsin ki, Allah bu zorlanmadan dolayı onları bağışlayacak, merhamet edecektir.’’ Bu ayette esirler ile azatlık sözleşmesi yapmak emredilmiştir. Aynı zamanda özgürleşen esirlere bir miktar malın da verilmesi zorunlu kılınmıştır. Ayet tavsiye kalıbı ile değil emir kalıbı ile gelmiştir.

Kuranı Kerim’de bir takım suçların kefaretinin olduğu bilinmektedir. Bu suçlardan birkaç tanesi adam öldürme, yalan yere yemin etme ve erkeğin eşine, onu kendisine haram kılmak maksadıyla “sen bana anamın sırtı gibisin” demesi olan zıhardır.  Kuran bu suçların kefareti olarak daima köle azat etmeyi şart koşmuştur.

Bu ayetler şunlardır:

Nisa 92:Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).

Maide 89 :’’ Allah, düşüncesizce ağzınızdan kaçırdığınız yeminler hususunda sizi sorumlu tutmaz. Fakat bilinçli olarak yaptığınız yeminlerden sorumlu tutacaktır. Bu tür yeminleri bozmanın karşılığı, kendi ailenize ikram ettiğinizin ortalamasıyla on yoksulu doyurmak ya da giydirmek veya bir insanı özgürlüğü kavuşturmaktır; bunu bulamayan kimse ise üç gün oruç tutar. Bozduğunuz yeminlerin keffareti budur: öyleyse yeminlerinize sadık olun! Allah size ayetlerini böyle açıklar ki, şükredebilesiniz.’’

Mücadele Suresi 1,2,3,4: ‘’ Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyet edenin (kadının) sözünü işitmişti. Ve Allah, sizin konuşmalarınızı işitir. Muhakkak ki Allah; en iyi işitendir, en iyi görendir. İçinizden (sizden) kadınlarına sırt çevirenler (arkalarını dönenler) ki, onlar (eşleri) kendilerinin anneleri değildir. Onların anneleri, sadece onları doğuranlardır. Ve muhakkak ki onlar, gerçekten inkâr edici (çirkin) ve günaha sokan (ağır) bir söz söylüyorlar. Muhakkak ki Allah; mutlaka affeden ve mağfiret edendir. Onlar ki, kadınlarına sırt çevirip, sonra söyledikleri şeyden geri dönerler. O taktirde temas etmeden önce bir köleyi azad etsin (serbest bıraksın). İşte size bu vaazediliyor (yapmanız gerekenler öğüt veriliyor). Ve Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır. Artık kim (azad edecek köle veya cariye) bulamazsa, o taktirde (eşlerine) temas etmeden önce iki ay devamlı (ardarda) oruç tutsun. Fakat kimin (oruca) gücü yetmezse, o zaman altmış miskini (çalışmaktan aciz, yaşlı kimseyi) doyursun. İşte bu, Allah’a ve O’nun Resûl’üne îmân ettiğiniz içindir. Ve bu, Allah’ın hudududur ve kâfirler için elîm azap vardır.’’

Tevbe 60:’’  Zekatlar yalnızca yoksullara ve düşkünlere, bu işi yapan görevlilere ve kalpleri kazanılacak kimselere, özgürlükleri elinden alınanlar ve borç yükü altında ezilenler için, Allah yolunda gösterilen her türlü faaliyet ve yolda kalmışlar için verilir: bu Allah’ın koyduğu bir kuraldır. Ve Allah her şeyi bilir, her hükmünde tam isabet sahibidir.’’ Özgürlükleri ellerinde alınanlara zekat verilerek ekonomik olarak desteklenmeleri hem de fidye karşılığı serbest kalmaları için bir imkana kavuşmaları sağlanmaktadır.

Yüce Rabbimiz Beled Suresi 12 ve 13. ayetlerinde  : ‘’ Ve akabenin ne olduğunu sana bildiren nedir? (Akabeyi aşmak) kölenin azadıdır.’’ buyurarak kölelik ve cariyeliğin ortadan kaldırılmasını sarp yokuşu aşmanın bir ödevi olarak vurgulamıştır.

Bakara 177 : ‘’ Gerçek erdem yüzlerinizi doğuya veya batıya döndürmeniz değildir. Fakat gerçek erdem kişinin Allah’a, ahiret gününe, meleklere, İlahi kelama, peygamberlere inanması, malı -ona sevgi duymasına rağmen- yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, isteyenlere ve özgürlüğü elinden alınanlara vermesi, namazı istikametle kılması, zekatı gönlünden gelerek vermesidir. Onlar söz verdikleri zaman sözlerinde dururlar, şiddetli zorluk ve darlıklara karşı göğüs gererler. İşte bunlardır sözlerine sadık kalanlar… Takvaya ermiş olanlar da bunlardır.’’

Sonuç olarak: Kuran ayetleri incelendiğinde zaten o dönemde çok yaygın olan kölelik ve cariyeliğin temel kaynağı olan savaş esirlerinin özgürlüğüne kavuşması için ciddi emirler içerdiği görülmektedir. Bu ayetlerin hükümleri uygulanarak kölelik ve cariyelik ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Burada akla gelen soru neden bir anda sonlandırılmamıştır? Sorudur. Sosyolojik olarak toplumsal değişmelerin bir anda olmayacağını ve aşamalı olarak bir değişim olabileceğini bilim ifade etmektedir. Bir anda serbest bırakılan köleler malı ve gidecek yerleri olmadığı için köleliği dahi arayacak duruma düşecektir. Aynı zamanda bu sistemden çıkar sağlayanların da direnmesine ve tepkisine sebep olacaktır. Bu ayetler ışığında rahatlıkla söyleyebiliriz ki Kuran cahiliye döneminin bu adedini aşamalı bir şekilde ve kesin hükümlerle ortadan kaldırmış/kaldırmayı hedeflemiştir.

En doğrusunu Allah bilir…

 

İlyas İkikat

Kategori
Kur'an Araştırmaları