mümin kadının giyimine kurani bakış
Kur'an Araştırmaları

MÜ’MİN KADININ GİYİMİNE KUR’ANİ BAKIŞ

“Mü’min kadının giyimi Kur’ana göre nasıl olmalıdır?” sorusuna Ahzab 59, Nur 31 ve Nur 60. ayetleri ışığında cevap aradığımız çalışmamızı istifadenize sunuyoruz.

Gayret bizden, sonuçları Rabbimizdendir.

 

  1. MÜ’MİN KADININ TOPLUM İÇİNDEKİ KIYAFETİ (AHZAB 59 AYET ANALİZİ)

“Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini (CELÂBİB) üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için çok daha uygun bir yoldur. Allah Gafûr´dur, Rahîm´dir.” (Ahzab Suresi 59. Ayet)

CİLBAB  (çoğulu CELÂBİB) :   Giysi, elbise, cüppe, uzun kadın giysisi, uzun etekli kadın giysisi

İlgili ayette geçen TANINMA ve İNCİTİLMEME kavramları bahsi geçen kıyafetin özelliğini belirtmektedir. Mü’min kadının toplum içerisinde/dışarıda giyeceği dış elbisenin, bulunduğu toplumda İslam dinini yaşayan ve bu konuda hassasiyetleri bulunan biri olduğunu ifade edecek şekilde olması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu anlamda “toplumca tanınma” ilkesi gereği bahsi geçen dış kıyafetin (cilbab) toplumdaki tüm mü’min kadınlar için ortak bir görünüm arzetmesi gerekmektedir. Dolayısı ile ayette geçen CİLBAB kelimesi standart bir dış kıyafeti değil, her topluma ve zamana uygun, mü’min kadınların kimliğini ifade edebilecek ve toplumca ortak kabul görmüş bir kıyafeti ifade etse gerektir.

Bu anlamda, toplumumuzda bir kısım mü’min kadınların giymiş oldukları “siyah çarşaf” artık cilbab olarak nitelendirilemez. Çeşitli cemaatlerin ve grupların islamı yanlış yorumlamaları ve cahilce tutumları sebebiyle bu kıyafeti giyenlerin cahil ve taassup sahibi oldukları şeklinde ziyadesiyle kötü bir imaj oluşmuştur. Zira Müddessir Suresi 4. Ayet bağlamında mü’min kadın ve erkeğin toplumsal ilişkilerinde muhatabına olumsuz önyargı oluşturmayacak sadelik ve temizlikte giyinmeleri gerektiği vurgulanmaktadır. Diğer taraftan moda akımına kapılan bir grubun tesettür giyimi adı altında kabullendiği, kadını ziynet sahibi gösterecek giyim tarzlarının da CİLBAB olarak nitelendirilemeyeceği kelimenin sözlük anlamı dikkate alındığında gayet açıktır.

Günümüz toplumunda CİLBAB nasıl olmalıdır sorusuna cevap sadedinde düşüncemiz, cilbab kelimesinin sözlük anlamı ve ayette kıyafeti tanımlayıcı olarak gelen tanınma/incitilmeme ifadelerini de dikkate alarak mü’min kadını cazip göstermeyecek şekilde giyeceği pardesü ve başörtüsü kombinasyonu olabilir.

Sonuç olarak bu ayet, Mü’min kadının toplumdaki kimliğini ifade edici ve herhangi bir sözlü/fiili tacize imkan vermeyecek şekilde toplumun belirlediği örfi bir kıyafeti tanımlamaktadır. En doğrusunu Allah bilir.

 

  1. MÜ’MİN KADININ KAPALI/ÖZEL ORTAMLARDAKİ KIYAFETİ (NUR 31 AYET ANALİZİ)

 “Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini (ZİYNETLERİNİ), görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini (HUMUR) göğüs yırtmaçlarının (CUYÛB) üzerine vursunlar. Süslerini(ZİYNETLERİNİ) şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden (ZİYNETLERİNDEN), gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah´a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz!”   (Nur Suresi 31. Ayet)

Ahzab 59. ayet bizlere, mü’min kadının dışarıda/toplum içerisinde giymesi gereken dış kıyafetin (CİLBAB) özelliklerini vermişti. Şimdi ise mü’min bir kadının mahremleri dışındaki erkeklerle aynı ortamda bulunması durumunda (misafirlik, toplantı, kapalı alanlardaki çeşitli organizasyonlar vs.) kıyafetinin nasıl olması gerektiğini Nur suresi 31. Ayet ışığında anlamaya çalışacağız.

  1. ifadenin analizi :

“…mü’min kadınlara söyle, süslerini (ziynetlerini) görünen kısımlar hariç açmasınlar…”

ZİYNET : süs, şık-süslü-gösterişli elbise-kıyafet-giysi.

Araplar “Yüzün Ziyneti” ifadesiyle “Makyaj”ı ifade etmektedirler. Ziynet kelimesinin bu anlamları dikkate alındığında  “Kadının Ziyneti”, kadını olduğundan güzel, süslü göstermek için bedenine dışarıdan uyguladığı her türlü eklenti olarak tanımlanabilir.

Bu tanımlamaya göre bir mü’min kadının mahremi olmayan erkeklerin yanında gizlenmesi gereken ziynetleri; kadının dişiliğini ön plana çıkarıcı giyim tarzı, güzel görünüm için yapılan makyaj, güzel görünüm için yapılan estetik operasyonlar, kolye-küpe-bilezik-halhal gibi takıların gösterimi, güzel görünüm için saçların boyatılması ve değişik şekiller verilmesi, karşı cinsi tahrik edici parfüm kullanımı vs. olarak düşünülebilir.

Ayetteki “ziynetlerin görünen kısmı hariç” ifadesi, kadının gizlemesinin mümkün olmadığı ya da gizlendiğinde kendisine eziyet oluşturabilecek ziynetleri kastediliyor olmalıdır. Örneğin; yüzdeki-bedendeki bir problem-bir rahatsızlığı gizlemek maksadıyla yapılan makyaj ve/veya estetik operasyon, evlilik-söz nişanı olan yüzükler, sağlık açısından uygulanan takılar (örn. stres bileziği), statü gösterimi veya benzer bir amaca yönelik takılan rozet veya broş, doğuştan sürmeli göz, doğuştan belirgin dudaklar, güzel yüz, güzel burun.. vs. Bu gibi ziynetleri gizleme çabasının kadın için eziyet ve aşırılık oluşturacağı açıktır.

Kadının güzel ve temiz giyinmesi Müddessir Suresi 4. ayet dikkate alındığında gerekliliktir ve Rabbimizin muradıdır. Buradaki farklılık, mü’min kadının giyiminde karşı cinsin şehvetini tetikleyebilecek herhangi bir eklenti (ziynet) gösteriminde bulunmaması gerekliliğidir.

  1. ifadenin analizi :

“…Başörtülerini (humur) göğüslerinin (cuyûb) üzerine örtsünler…”

HIMAR (çoğulu HUMUR) : kadının başını ve yüzünü örten örtü

CEYEB (çoğulu CUYÛB) : göğüs, meme, bağır, kalp bölgesi, çukur

Ayet ifadesinde yer alan HIMAR ve CEYEB kelimelerinin anlamları dikkate alındığında mü’min kadının mahremi dışındaki erkeklerin yanında başını örtmesi ve “dekolte” diye tabir ettiğimiz göğüs bölgesinin kapatılması gerektiğini anlıyoruz.

HIMAR, başörtüsünü ifade eden bir kelimedir. Kur’an’da da sadece mü’min kadınlara yönelik olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla başörtüsü mümin kadınlar için açıkça farzdır.

  1. ifadenin analizi :

“..Süslerini (ziynetlerini) şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar…”

Kadının ziynetini, kadını olduğundan güzel-süslü göstermek için bedenine dışarıdan uyguladığı her türlü eklenti olarak yukarıda tanımlamıştık.

Bundan farklı olarak, kadının ziynetinin “kadının bedeni” olabileceği şeklinde bir görüş daha vardır. Fakat bu görüş aynı ayette ziynetin gösterilebileceği kişiler dikkate alındığında tutarsızlık gösterir. Kadının bedenini ziynet olarak kabul edersek, ayet ifadesinde mü’min kadının ziynetini gösterebileceği kişiler arasında zikredilen kimselere (mesela kayınpederine) örneğin göğüslerini gösterebileceği gibi bir sonuç çıkar ki bu da ilgili ayet ve ahlâk bağlamında kabul edilebilir değildir.

  1. ifadenin analizi :

“…Gizlemiş olduklarının (ziynetlerinin) bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar…”

Ayetin bu ifadesinde dikkat edilirse ziynetlerini gizlemiş olan mü’min kadınlara hitap söz konusudur. Daha açık bir ifadeyle, tesettürün gereğini yapmış, karşı cinste şehevi duyguları uyandırıcı eklentilerini (ziynet) gizleyen mü’min kadınlara mesaj verilmektedir. Ayet ifadesinde, mü’min kadının ziynetlerini gizleme çabasının yeterli olmadığı, “var ama gizliyorum” mesajını dahi vermemesi gerektiği belirtilmektedir.

“Ayaklarını yere vurmasınlar” ifadesi, günümüzde şık giyimin bir parçası olarak görülen topuklu ayakkabıları aklımıza getirmektedir. Bu tarz ayakkabıların yürürken çıkardığı sesler ister istemez bakışları bu kıyafeti giyen kişiye yönlendirmektedir. Ayrıca topuklu ayakkabıların konfor ve ayak sağlığına hiçbir faydası olmadığı, aksine ciddi zararlar oluşturduğu bilinen bir gerçektir. Bütün bu sebeplerden dolayı bu giyim şeklinin süs için (ziynet) olduğu anlaşılmaktadır.

 

  1. YAŞLI MÜ’MİN KADININ KIYAFETİ (NUR 60 AYET ANALİZİ)

“Artık nikâh arzuları kalmamış, hayızdan ve evlattan kesilen kadınların, süslerini (ZİYNETLERİNİ) göstermemek şartıyla dış giysilerini (SİYAB) bırakmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama sakınmak için titiz davranmaları, onlar için daha hayırlıdır. Allah, herşeyi işitir, herşeyi bilir.“ (Nur Suresi 60. Ayet)

SEVB (çoğulu SİYAB) : Elbise, giysi, kumaş-bez örtü, harici-dış elbise, pelerin

Nur suresi 60. Ayet, evlenme ümidi kalmamış, cinselliğini yitirmiş, menepoz dönemine girmiş yaşlı mü’min kadınlara kıyafet konusunda tanınan ruhsatı bildirmektedir. Bu kriterlere uygun mü’min kadınların SİYAB larını çıkarabilecekleri, fakat çıkarmayıp giymelerinin titiz ve hayırlı bir davranış olacağı, ziynet yerlerinin gösterimi konusunda ise ruhsatın olmadığı ve ziynetlerinin gizlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Ayette SİYAB olarak belirtilen kıyafet, Nur suresi 31. Ayet ve kelimenin sözlük anlamı dikkate alındığında baş ve dekolte bölgesini kapatan karşı cinsi tahrik etmeyecek elbise olarak tanımlanabilir. Dolayısı ile ilgili ayette kriterleri belirtilen yaşlı mü’min kadınlar için kendilerini süslü (ziynet sahibi) göstermemek şartıyla başlarını ve boyunlarını açmalarına ruhsat verilmiş olduğu anlaşılmaktadır. En doğrusunu Allah bilir.

 

  1. SONUÇ

* Mü’min kadınların, toplum içinde/dışarıda tanınmalarını sağlayacak ve herhangi sözlü/fiili tacize imkan vermeyecek şekilde bir dış kıyafet (CİLBAB) giymeleri gerekmektedir. (Ahzab 59)

*  Her toplum, bünyesinde barındırdığı mü’min kadınlarının modern ve feraset sahibi Kur’an müslümanı olduğunu ifade edecek bir dış giysi belirlemeli ve bu giyim şeklinin toplumsal kabulüne çaba sarfetmelidir. (Ahzab 59)

* Mü’min kadınların karşı cinsin bulunduğu ortamlarda (mahrem hariç) ziynetlerini sergilemeleri yasaktır ve kendilerini cazip gösterecek her türlü davranıştan uzak durmaları gerekmektedir. (Nur 31)

* Cinsel duyguları devam eden, evlenme ihtimali bulunan tüm mü’min kadınların karşı cinsin bulunduğu ortamlarda (mahrem hariç) baş ve dekolte bölgelerini kapatmaları ve tahrik edici olmayacak şekilde giyinmeleri gerekmektedir. (Nur 31)

* Cinsel isteği kalmamış, menepoz dönemine girmiş, evlenme isteği bulunmayan yaşlı mü’min kadınların kendilerini süslü gösterme çabasına girmeden baş ve boyun örtülerini çıkarmaları konusunda ruhsat verilmiştir fakat bu ruhsatı kullanmamaları daha hayırlıdır. (Nur 60)

* CİLBAB mü’min kadının dışarıda tanınmasını sağlamak ve incinmesini engellemek için giymesi gereken dış kıyafet, SİYAB ise mü’min kadının mahremi olmayan karşı cinsin bulunduğu daha özel ortamlarda (misafirlik, toplantı, özel ve kapalı alanlardaki organizasyonlar vs.) giymesi gereken kıyafettir. (Ahzab 59, Nur 31, Nur 60)

En doğrusunu Allah bilir.

Kategori
Kur'an Araştırmaları