rab esması
Kur'an Araştırmaları

RABB KAVRAMINA KUR’ANİ BAKIŞ

RABB KAVRAMINA KUR’ANİ BAKIŞ
Rabb kelimesinin Arapça kökeni ب ب ر (Ra-Be-Be) harflerinden oluşmaktadır.
Bu kökün anlamları aşağıda verilmiştir:
“terbiye etmek, ıslah etmek, mutlak otoriteye sahip olmak, efendisi olmak, sorumluluğunu yüklenmek, başkanlık yapmak, malik ve sahip olmak, sözü dinlenmek, itaat edilmek, üstünlüğü ve otoritesi kabul edilmek.”
(Alâeddin Palevî’nin “İSTİSMAR EDİLEN KAVRAMLAR” isimli kitabından alıntıdır.)
Kur’an’ı Kerim’de bu kökten türetilmiş kelimeler 980 yerde geçmektedir.
Bu yazıda bu ayetlerin hepsi tek tek sıralanmayacaktır ancak bu ayetlerin tamamı gözden geçirilmiş ve ortaya çıkmış olan sonuca yönelik ayetlere yazımızda yer verilmiştir.
• Allah, alemlerin Rabbidir. Buradan hareketle Allah kavramının Rab kavramını kapsadığı söylenebilir. Alemleri terbiye eden, hükmü geçerli olan Allah’tır.
Hamt, âlemlerin Rabbi Allah’adır.
Fatiha, 2
• Kur’an’da Peygamberlerin dualarının yer aldığı ayetlere “Kur’an-ı Kerim’de Geçen Dualar” isimli çalışmamızda yer vermiştik. Bu ayetler incelendiğinde Peygamberlerin dualarının neredeyse tamamını “Rabbimiz” veya “Rabbim” hitabıyla yaptıkları görülmektedir. Kelime anlamıyla birlikte bu durum değerlendirildiğinde Rab, Allah’ın eylemsel tarafını anlatan ismi olarak düşünülebilir.
Bu nokta ilginç bir detaya vurgu yapmak isteriz. Peygamberlerin dualarının yer aldığı ayetler incelendiğinde peygamberlerin bireysel dualarında “Rabbim” hitabının bulunduğu, tüm insanlıkla ilgili dualarda ise “Rabbimiz” şeklinde bir hitabın bulunduğu görülmektedir. Bu manada “Kur’an-ı Kerim’de Geçen Dualar” isimli çalışmamızdaki duaların bu gözle tekrar incelenmesinde fayda bulunmaktadır. Bu inceleme de ayrı bir rapor olarak hazırlanacaktır.
• Bakara-283’e göz attığımızda da yine “Rabb” kavramının Allah’ın insan ile ilişkide olduğu yönüne ait bir kavram olduğu ortaya çıkmaktadır.
Eğer yolculuk halinde olur da yazacak birini bulamazsanız, o takdirde, alınan rehinler yeter. Birbirinize güvenmişseniz, kendisine güvenilen kişi, emaneti ödesin; Rabb´i olan Allah´tan korksun. Tanıklığı gizlemeyin. Onu gizleyen, kalbi günaha batmış/kendi kalbine kötülük etmiş biridir. Allah, yapmakta olduklarınızı çok iyi bilmektedir.
Bakara, 283
• Peygamberlere veya meleklere Rabb gibi davranmak yasaklanmıştır. Ali İmran-79’da geçen peygamberlik ifadesinde “nebi” kelimesi geçmektedir. Bu ayette resulün geçmemesinde ayrı bir incelik bulunmaktadır ve “Nebi-Resul Kavramlarına Kurani Bakış” isimli çalışmamızda anlatmış olduğumuz “resul” kavramı tarifine destek olmaktadır. Resulü değil nebiyi Rabb edinmememiz emredilmektedir. Zira resullük kendisine Allah tarafından vahyedilen yeni şeriat yani yeni Kitap ayetlerini aktarırken üstlenilen bir görevdir.
79: Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah kendisine kitap, hüküm-hikmet ve peygamberlik versin de sonra o, insanlara “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” desin. O ancak şöyle der: “Öğrettiğiniz şu Kitap’a ve okuyup araştırdıklarınıza dayanarak benliklerini Allah’a adamış kullar/Rabbânîler olun!”
80: Ve size melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de emretmez. Siz, müslümanlar haline geldikten sonra inkârı mı emreder size?
Ali İmran, 79-80
• Naziat Suresi 24.ayette Firavun’un halkıyla konuşması dikkat çekicidir.
“Zira “ben sizin Rabbinizim!” derken, Rablik iddiasında bulunurken Allahlık iddiasında bulunmuyordu. “Ben Allah’ım!” de-miyordu. “Allah’a inanmıyorum!” demiyordu. “Kâinatın yaratıcısı benim! Sizleri yaratan benim!” demiyordu. Yani âlemlerin Rabbi olduğunu iddia etmiyordu. Allahlık iddiasında değil Rablik iddiasındaydı. “Sizin Rabbiniz benim” diyordu. Göklerin ve yerlerin Rabbiyim da de-miyordu. “Sizin Rabbiniz benim!” diyordu. Yani bu beldede, bu ülkede söz sahibi benim! Hâkimiyet hakkı benimdir! Kanun koyma hakkı bana aittir! Emir ve yasak koyma yetkisi bendedir! demek istiyordu.” (Ali Küçük tefsirinden alıntıdır)
Dedi ki: “Ben sizin en yüce rabbinizim.”
Naziat, 24
Firavun’un “Rab” olma iddiası Allah’ın mutlak otoritesine savaş ilanı niteliğinde olup günümüze bakan tarafı düşünüldüğünde insanların para, güç, iktidar gibi kavramlarla ilişkilerinde farkında olarak veya olmayarak “Rab” konumuna sokma durumunun mevcut olduğu söylenmelidir.
• Tevbe-31’de din adamlarının rab edinildiği bildirilmektedir. Tarikat liderleri, kanaat önderleri gibi insanlarla ilişkilere dikkat edilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Allah´ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler. Meryem oğlu Mesih´i de öyle. Oysa kendilerine, tek olan Allah´tan başkasına ibadet/kulluk etmemeleri emredilmişti. İlah yok o tek Allah´tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O.
Tevbe, 31

Kategori
Kur'an Araştırmaları