rasul-nebi
Kur'an Araştırmaları

RESUL VE NEBİ KAVRAMLARINA KUR’ANİ BAKIŞ

Resul kelimesinin Arapça kökeni ل س ر (Ra-Sin-Lam) harflerinden oluşmaktadır. Kökeninin kelime anlamı olarak şunlar sayılabilir: “bir haberci/elçi göndermek, bağış ihsan, bırakmak, salmak” Resul kelimesinin anlamı ise “bir mesajın taşıyıcısı, haberci, özel temsilci/görevli” dir.
Bu kökten türeyerek Türkçe’ye girmiş olan bazı kelimeler şunlardır: resul, irsaliye, mürsel, risale
Kur’an’ı Kerim’de bu kökten türetilmiş kelimeler 513 yerde geçmektedir. Bu yazıda bu ayetlerin hepsi tek tek sıralanmayacaktır ancak bu ayetlerin tamamı gözden geçirilmiş ve ortaya çıkmış olan sonuca yönelik ayetlere yazımızda yer verilmiştir.
Resullerin Kur’an ayetlerine göre özellikleri:
• Allah’ın ayetlerini kavimlerine okurlar, kavimlerine bilmediklerini öğretirler (Bakara, 151 – Rad, 30 – Kasas, 47 – Ali İmran, 164 – A’raf, 35 – A’raf, 62 – A’raf, 68 – Tevbe, 70 – Zümer, 71 – Şura, 51 – Cuma, 2 – Talak, 11)
• Resullere itaat Kur’an’ın emridir. (Nisa, 64 – Nisa, 79-80 – Ali İmran, 32 – Ali İmran, 132 – Ali İmran, 179 – Nisa, 13 – Nisa, 59 – Nisa, 69 – Nisa, 152 – Maide, 92 – Enfal, 20 – Enfal, 46 – Tevbe, 71 – Nur, 52 – Nur, 54 – Nur, 56 – Ahzab, 31 – Ahzab, 33 – Ahzab, 71 – Muhammed, 33 – Fetih, 17 – Hucurat, 14 – Mücadele, 13 – Tegabun, 12)
• Sadece uyarıcı ve müjdeleyicidirler. Ümmetlerinin üzerine vekil değillerdir (Nisa, 80 – En’am, 48 – İsra, 54 – İsra, 105 – Kehf, 56 – Sebe, 28 – Fatır, 24 – Şura, 48 – Fetih, 8 – Mutaffıfin, 33 – Maide, 92 – Maide, 99 – Nahl, 35 – Nur, 54 – Ankebut, 18 – Ahkaf, 9 – Tegabun, 12)
• Meleklerden de resuller vardır. (En’am, 61 – Hicr, 57-58 – A’raf, 37 – Hud, 69 – Hud, 77 – Hud, 81 – Yunus, 21 – Hacc, 75)
• Hesaba çekileceklerdir. (A’raf, 6)
• Tebliğ edilmek üzere vahiyler alırlar. (Hud, 57 – Şura, 51)
• Allah’ın izni olmadan hiçbir mucize getiremezler. (Rad, 38 – Mü’min, 78 – İbrahim, 11 )
• Allah tarafından sağlamlaştırılmışlardır, hayatın ve ölümün katmerli acılarını tatmışlardır ve karşılarına hep kendilerine karşı çıkan insanlar getirilmiştir. (İsra, 74-77)
• Erkektirler. (Enbiya, 7)
• Şu vahyi almışlardır: “”Gerçek şu: İlah yok benden başka, artık bana kulluk/ibadet edin.” “Tağuttan kaçının.” (Enbiya, 25 – Nahl, 36)
• Diğer insanlar gibi yemek yerler, sokaklarda gezerler. (Furkan, 20 – İbrahim, 11 – İsra, 93)
• Topluma kanıtlar getirirler (Rum, 47)
• Adı ve hayatı Kur’an’da bildirilmeyen resuller vardır. (Mü’min, 78 – Nisa, 164)
• Allah katındaki ilmi sadece Allah’ın vahyettikleri kadar bilirler. (Ahkaf, 23 – Ahkaf, 9)
• Görevleri insanların adaleti ayakta tutmasını sağlamak ve getirdiği dini tüm dinlere üstün kılmaktır. (Hadid, 25 – Saff, 9 – Tevbe, 33)
• Kavimleri üzerine tanıktırlar. (Müzzemmil, 15 – Bakara, 143 – Hacc, 78)
• Allah’ın koruması altındadırlar. (Maide, 67 – İbrahim, 47)
• Nefislere hoş gelmeyen her tebliğlerinde kavminde büyüklük taslayanlar olmuştur. (Bakara, 87)
• Resule düşmanlık yapana Allah da düşman kesilmiştir. (Bakara, 98)
• İnsanları arıtıp temizlerler. (Bakara, 151 – Ali İmran, 164 – Ahzab, 33 – Cuma, 2)
• Bazı resuller bazı resullere üstün kılınmıştır. (Bakara, 253)
• Şu şekilde dua etmişlerdir: “Dinledik, boyun eğdik. Affet bizi, ey Rabb´imiz. Dönüş yalnız sanadır.” (Bakara, 285)
• Açık seçik deliller, kutsal sayfalar ve aydınlatıcı Kitap getirirler. (Ali İmran, 184)
• Kavminden resule gelen birisi için resul Allah’tan af dilerse Allah bunu kabul edecektir. (Nisa, 64)
• İnananların gönül dostlarıdır. (Maide, 55)
• Karşılarında mutlaka atalarından öğrendikleri dini savunanlar çıkar. (Maide, 104)
• Gaybı bilmezler. (Maide, 109)
• Kendileriyle alay edilmiştir, eziyet görmüşlerdir. (En’am, 10 – En’am, 34 – Rad, 32 – Hicr, 11 – Enbiya, 41 – Furkan, 41 – Yasin, 30)
• Resuller insanların öz emanetleridir. (Enfal, 27)
• Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz/menfaat çevreniz, elde ettiğiniz mallar, kesadından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar Allah’tan ve resulünden daha sevimli olmamalıdır. (Tevbe, 24 – Tevbe, 62)
• Allah’ın sükuneti hem resulünün hem de müminlerin üzerine indirilmiştir. (Tevbe, 26)
• Resulün yasakladıkları haram sayılmalıdır. (Tevbe, 29 – Haşr, 7)
• Resule nankörlük edenlerin infakları kabul edilmez. Bunlar namazı üşene üşene kılarlar, infaklarını da içlerinden gelerek vermezler. (Tevbe, 54)
• Kavimlerine düşkündürler. (Tevbe, 128)
• Her ümmet için bir resul öngörülmüştür. (Yunus, 47)
• Zorbaların emirlerine uyanlar resullerine isyan etmiştirler. (Hud, 59)
• Allah’ın yardımı resullerin yalanlandıklarını düşünüp ümitsizliğe kapıldıkları zamanlarda gelmiştir ve toplumları helak edilip Allah’ın diledikleri kurtulmuştur. (Yusuf, 110)
• Toplumlarının dilleriyle gönderilmişlerdir. (İbrahim, 4)
• Resul gönderilmemiş topluluğa azap edilmez. (İsra, 15 – Kasas,59)
• Hidayet rehberidirler. (İsra, 94)
• Her cinse kendi cinsinden resul gönderilir. (İsra, 95)
• Dileklerine mutlaka şeytan karışmaya çalışmıştır. (Hacc, 52)
• Resuller insanlar için örnektirler. (Ahzab, 21)
• İman edenler işlerini Allah ve resulünün hükümlerine (yani Kur’an ayetlerine göre) düzenlemek zorundadırlar. (Ahzab, 36)
• Bazı resuller azim sahibi bazıları değildir. (Ahkaf, 35)
• Resuller ile Kitap ve ölçü indirilmiştir. (Hadid, 25)
• Resuller Kitap ve Hikmeti öğretirler. (Cuma, 2)
• Allah’tan başka bir şeyden korkmazlar. (Ahzab, 39)
• Görevlerini eksiksiz yerine getirirler.(Cinn, 28)
• Cinler de insanlar gibi sorumludurlar. Onlara da resul gönderilmiştir. (En’am, 130)
Kur’an’da resul olduğu belirtilen peygamberler
• Hz. Muhammed (Ahzab, 40)
• Hz. Nuh (Hud, 25)
• Hz. Hud (İbrahim, 9)
• Hz. Salih (İbrahim, 9)
• Hz. Musa (Taha, 47)
• Hz. Harun (Taha, 47)
• Hz. İbrahim (Hadid, 26)
• Hz. İsa (Nisa, 171)
• Hz. Şuayb (Hud, 84 – Tevbe, 70)
• Hz. İsmail (Meryem, 54)
• Hz. Yusuf (Mü’min, 34)
• Hz. İlyas (Saffat, 123)
• Hz. Lut (Saffat, 133)
• Hz. Yunus (Saffat, 139)
• Hz. Zekeriyya (En’am, 84-89)
• Hz. Elyasa (En’am, 84-89)
• Hz. Süleyman (En’am, 84-89)
• Hz. Eyyûb (En’am, 84-89)
• Hz. Yahya (En’am, 84-89)
• Hz. Davud (En’am, 84-89)
Nebi kelimesinin Arapça kökeni ا ب ن (Nun-Be-Elif) harflerinden oluşmaktadır. “Kelimenin kökeni konusunda dilciler arasında görüş ayrılıkları olmakla birlikte konu hakkında iki temel görüş mevcuttur. Bu görüşlerden ilki “Nebî” kelimesinin “nebee” kökünden türemiş, hemzeli ve sıfat olması, ikincisi ise “Nebî” kelimesinin “nebeve” kökünden türemiş, vav’lı ve fail veya mef’ûl olmasıdır. “Nebî” kelimesi, “nebee” kökünden türemesi durumunda, kendisine haber verilen, Allah’ın sözleri, haberleri kendisine iletilen kimse gibi manalara gelir. “Nebî” kelimesi “nebeve” kökünden türemesiyle ise, ırak olmak, uzaklaşmak, daha önceden var olmayan bir şeyi ortaya koyan, kendisine güç yetirilemeyen, Allah’tan ilham alan şahıs anlamlarına gelmektedir. Nübüvvet, nebi kelimesinin mastarıdır.”
(Abdurrahman AYDIN’ın “Fahreddin Râzi ile Elmalılı Tefsirleri Bağlamında Nebî, Resûl ve Peygamber Kavramlarına Genel Bir Bakış” isimli makalesinden alıntıdır.)
Genel olarak nebi için Allah’tan haber alan tabirini kullanmanın doğru olduğunu düşünüyoruz.
Kur’an’ı Kerim’de bu kökten türetilmiş kelimeler “haber vermek, haber, kıssa, peygamber” anlamarında toplam 160 yerde geçmektedir. Bu yazıda bu ayetlerin hepsi tek tek sıralanmayacaktır ancak bu ayetlerin tamamı gözden geçirilmiş ve ortaya çıkmış olan sonuca yönelik ayetlere yazımızda yer verilmiştir.
Nebilerin Kur’an ayetlerine göre özellikleri:
• Nebiler Allah’tan haber alırlar ve haber verirler. (Bakara, 31 – Bakara, 33 – Tahrim, 3)
• Nebilere Kitap verilmemiştir. (Ali İmran, 79 – En’am, 89 – Casiye, 16 – Ali İmran, 81)
• Müminler nebilerin hiçbirini diğerinden ayırmamalıdırlar. (Bakara, 136)
• Nebilerden “mübeşşir” ve “münzir” olanlara Kitap ve Hikmet verilmiştir. (Bakara, 213)
• Nebiler, kendilerinden sonra gelecek olan resullere inanma ve destek olma sözünü Allah’a vermiştir. (Ali İmran, 81)
• Allah yolunda kendilerine gelip çatan zorluklar yüzünden gevşememiş, zayıflık göstermemiş, susup pusmamışlardır. (Ali İmran, 146)
• Emanete hıyanet etmezler, kamu malını aşırmazlar. (Ali İmran, 161)
• Nebi gönderilen her kavim mutlaka darlık ve zorlukla imtihan edilmiştir. (A’raf, 94)
• Esirlere sahip olmazlar. (Enfal, 67)
• Nebilerin bazıları bazılarına üsün kılınmıştır. (İsra, 55)
• Allah’ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdelere kapanırlardı. (Meryem, 58)
• Dileklerine mutlaka şeytan karışmaya çalışmıştır. (Hacc, 52)
• Suçlulardan bir düşman musallat edilmiştir. (Furkan, 31)
• Kendileriyle alay edilmiştir. (Zuhruf, 7)
Kur’an’da nebi olduğu belirtilen peygamberler:
• Hz. Muhammed (Ahzab, 40)
• Hz. İbrahim (Ankebut, 27)
• Hz. İshak (Ankebut, 27)
• Hz. Yakub (Ankebut, 27)
• Hz. Yahya (Ali İmran, 39)
• Hz. Musa (Bakara, 248)
• Hz. Harun (Bakara, 248)
• Hz. İsmail (Meryem, 54)
• Hz. İdris (Meryem, 56)
• Hz. İsa (Ali İmran, 84)
• Hz. Nuh (Ahzab, 7)
• Havariler (Maide, 111)
SONUÇ
1. Nebi Allah’tan haber alan peygamberlere denildiği için tüm peygamberler nebidir. Resullerin farkı onlara Kitap verilmesidir. Yani yeni bir şeriat getirmeleridir. (Cuma, 2 – Hadid, 25)
2. Allah ayetlerinden, duyurularından ve kendi katından bahsederken Allah ve resulü tabiri kullanmaktadır. Bu sebeple resullük peygamberlerin Allah’ın ayetlerini vahiy olarak alıp insanlara tebliğ ettiği sırada yüklendikleri bir görevdir. (Tevbe, 1 – Tevbe, 3 – Tevbe, 7)
Ayrıca görevli melekler için de resul ifadeleri kulanılmaktadır. (Yunus, 21 – En’am, 61 – A’raf, 37 – Hud, 69 – Hud, 77 – Hud, 81)
İbrahim-4’te resullerin toplumlarının diliyle gönderildiği belirtiliyor. Gönderilen şeyin resuller olduğu ve toplumların diliyle gönderilen şeyin Allah’ın ayetleri olması da bu görüşü desteklemektedir.
Nur-50’de resullerin haksızlık yapmalarından korkmamaları gerektiği belirtiliyor. Yani resuller hatasızdır. Ancak Abese Suresi’nin ilk ayetlerine bakıldığında peygamberimiz kendisine gelen kör adama bir haksızlıkta bulunuyor. Demek ki sadece resullük kısmında haksızlık veya bir hata olmamaktadır. (Cinn, 28 de bu yaklaşımı destekliyor.)
Resul kelimesinin anlamı da bu yaklaşımı desteklemektedir.
Ayrıca resulün Allah ayetlerini okudukları birçok ayette belirtilmektedir. (Bakara, 151 – Rad, 30 – Kasas, 47 – Ali İmran, 164 – A’raf, 35 – A’raf, 62 – A’raf, 68 – Tevbe, 70 – Zümer, 71 – Şura, 51 – Cuma, 2 – Talak, 11)
Haşr-4’te önce Allah’a ve resulüne kafa tutanlar tabiri kullanılıyor. Devamında ise Allah’a kafa tutma tabiri kullanılıyor. Buradan resullüğün Allah’ın sözlerini söylemekten başka bir şey olmadığı için resule kafa tutmak ayetlere kafa tutmak yani Allah’a kafa tutmak anlamına geldiğini gösteriyor.
3. Hz. İbrahim resul ve nebiyken, Hz. Yakub ve Hz. İshak sadece nebidir. Aralarındaki fark ise Ankebut-27’de bildirilmektedir. Aynı şey Hz. Nuh ve Hz. İbrahim için Hadid-26’da da bildirilmiştir. Bu ayetlerde resullerin soyları içine Kitap ve Peygamberlik (nebilik) koyulduğu bildiriliyor.
4. Hz. Musa resul olarak hak din getirdikten sonra kavmine Bakara-246’da birden fazla nebi gönderildiği belirtilmektedir. Resullerin Kitap ve Allah’ın ayetleriyle yeni bir şeriat getirirken nebilerin bu şeriata çağıran peygamberler olduğunu düşünüyoruz.
5. Maide-44’te nebilerin indirilen Tevrat ile yahudilere hakemlik yaptıkları anlatılıyor. Yani kendilerinden önce gelen resullerin getirdikleri ayetler ile hükmetmişlerdir.
6. Meryem-30’da Hz. İsa’ya kitap verilişi ve nebi yapılışı “ve” bağlacıyla ayrılarak anlatılıyor. Nebilere Kitap verildiği zaman resul olduklarına işarettir.
7. Zümer-69’da önce Kitap ortaya konmuş sonra nebiler, tanıklar getirilip aralarında hakla hüküm verilmiştir denilmektedir. Buradan da nebilerin, resullerin getirdikleri kitaplara tanık ve tasdik edici oldukları anlaşılıyor.
8. Bakara-213’te “Mübeşşir” ve “münzir” olan nebilere Kitap indirildiği belirtilmektedir. Bu kelimelerin geçtiği ayetler incelendiğinde Rabbimiz bu sıfatları başka ayetlerde resul olduğu bildirilen peygamberler için kullanmıştır. Dolayısıyla Bakara-213 bu bilgi ile birlikte okunduğunda yine sadece resullere Kitap ve Hikmet verilmiştir. Sadece nebi olanlara Kitap verilmemiştir. Onların görevi Ali İmran-81’de tanımlandığı gibi resullere destek olmak yani insanları resullerin getirdiği hak dine aldıkları vahiyler yoluyla davet etmektir. Ancak aldıkları vahiyler yeni şeriat getirmediği, o anı ilgilendirdiği ve insanlığa evrensel mesajlar içermediği için Kitap özelliği taşımamaktadır.
9. Bakara, 246-251 ayetlerinde anlatılan Tâlût kıssasından da nebinin yeni din getirmediği sadece Allah’tan günlük yaşamlarıyla ilgili anlık belli haberler getirdikleri anlaşılıyor.
10. Kur’an’da Ra-Sin-Lam kökünden türeyen kelimeler 513 yerde geçmekteyken, Nun-Be- Elif kökünden türeyen kelimeler 160 defa geçmektedir. Bu durum tüm insanlığa rahmet olarak indirilmiş olan Kur’an’a bakıldığında nebilere evrensel ayetlerin ve yeni şeriat hükümlerinin gelmediğine delil olmasa da bir işaret olarak değerlendirilebilir.
Biz elimizden geldiğince aklımız yettiğince anlamaya çalıştık. Şüphesizki en doğrusunu Rabbimiz bilir…

Kategori
Kur'an Araştırmaları