sabır kavramına kurani bakış
Kur'an Araştırmaları

SABIR KAVRAMINA KUR’ANİ BAKIŞ

* Kur’an’da “SABIR” kelimesi ile aynı köke sahip 8 farklı kelime bulunmaktadır. Bu kelimeler “sabretmek, dayanmak, cesaretli olmak, kararlı” anlamlarına gelmekte olup Kur’an’da toplamda 103 kez geçmektedir.

Ey Peygamber! Müminleri çarpışmaya teşvik et! Sizden sabırlı yirmi kişi olsa, küfre sapanların iki yüzüne galip gelir; sizden yüz kişi olsa, onların binine galebe çalar. Çünkü onlar gereğince anlamayan bir topluluktur.
Enfal, 65

Tâlût, askerleriyle yola çıkınca dedi ki: “Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. O halde, ondan içen benden değildir. Ama onu tatmayan bendendir. Eliyle bir avuç alan kişi başka.” Bunun ardından, pek azı müstesna olmak üzere ondan içtiler. Nihayet o ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçtiklerinde şöyle dediler: “Bugün bizim Câlût´a ve ordusuna karşı hiç bir gücümüz yoktur.” Allah´a kavuşacaklarını düşünenler ise şöyle konuştular: “Sayıca az nice topluluk vardır ki, sayıca çok nice topluluğa Allah´ın izniyle galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.”
Bakara, 249

Allah´a ve resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; yoksa korkuya kapılırsınız, rüzgârınız kesilir. Sabredin; Allah sabredenlerle beraberdir.
Enfal, 46

Size bir iyilik dokunsa bu onları rahatsız eder. Size bir kötülük dokunsa bununla sevinir, ferahlarlar. Eğer sabreder, sakınır/korunursanız onların tuzakları size hiçbir şekilde zarar veremez. Allah Muhî t´tir, yapmakta olduklarını çepeçevre kuşatmıştır.
Ali İmran, 120

İş, sanıldığı gibi değildir. Onlar, hemen şu anda üstünüze gelseler bile, eğer siz sabreder ve korunursanız, Rabbiniz sizi, üzerlerine nişan vurulmuş beş bin melekle destekler.
Ali İmran, 125

Musa kendi toplumuna şöyle dedi: “Allah´tan yardım dileyin, sabırlı olun. Yeryüzü Allah´ındır, Allah ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç, takvaya sarılanlarındır.”
A’raf, 128

Ezilip itilmekte olan topluluğu da içine bereketler doldurduğumuz toprağın doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin, İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabretmeleri yüzünden hedefine vardı. Firavun ve toplumunun sanayi olarak meydana getirdiklerini de dikip yükselttikleri sarayları da yere geçirdik.
A’raf, 137

Sabret! Senin sabrın da Allah´ın yardımıyladır. Onlar için tasalanma! Kurmakta oldukları tuzaklar yüzünden de telaşlanma!
Nahl, 127

* Sabır, Allah’ın yardımını alabilmek için bir ön şarttır.

Ey iman sahipleri! Sabra ve namaza sarılarak yardım dileyin. Hiç kuşkunuz olmasın ki, Allah sabredenlerle beraberdir.
Bakara, 153

* Bir mümin Allah’tan bir şey dilediğinde bunu sabırla ve namazla yapmalıdır.

Yemin olsun ki sizi korku, açlık; mallardan-canlardan-meyvalardan eksiltme türünden bir şeyle mutlaka imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele.
Bakara, 155

15: De ki: “Bu sayılanlardan daha iyisini size haber vereyim mi? Sakınıp korunanlar için, Rableri katında, altlarından nehirler akan, içinde sürekli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’tan bir hoşnutluk olacaktır. Allah, kulları en iyi biçimde görmektedir.”
16: Kullar ki şöyle derler: “Ey Rabbimiz, kuşkusuz olarak sana inandık. Bağışla günahlarımızı, ateş azabından koru bizi.”
17: Kullar ki sabredenlerdir, özü-sözü doğru olanlardır, ilahî huzurda duranlardır, nimet ve imkânlardan başkalarını yararlandıranlardır; seherlerde, bağışlanmak için yakaranlardır.
Ali İmran, 15-17

Yoksa siz, Allah içinizden uğraşıp didinenleri seçmeden, sabredenleri seçmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?
Ali İmran, 142

Onlar öyle insanlardır ki, Allah anıldığında kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namazı gözetirler. Ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak ederler.
Hac, 35

Kendilerine ilim verilmiş olanlar şöyle demişti: “Yazıklar olsun size! İman edip hayra ve barışa yönelik iş yapan kişi için Allah´ın vereceği karşılık daha üstündür. Ama buna, sadece sabredenler ulaştırılır.”
Kasas, 80

Allah şu kişiler için bir affediş ve büyük bir ödül hazırlamıştır: Müslüman erkekler, Müslüman kadınlar, mümin erkekler, mümin kadınlar, itaat eden erkekler, itaat eden kadınlar, özü sözü doğru erkekler, özü sözü doğru kadınlar, sabreden erkekler, sabreden kadınlar, Allah korkusuyla ürperen erkekler, Allah korkusuyla ürperen kadınlar, sadaka veren erkekler, sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler, oruç tutan kadınlar, ırz ve iffetlerini koruyan erkekler, ırz ve iffetlerini koruyan kadınlar, Allah´ı çok anan erkekler, Allah´ı çok anan kadınlar.
Ahzab, 35

Tarafımdan söyle: “Ey iman eden kullarım, Rabbinizden korkun! Bu dünya hayatında güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik vardır. Allah´ın toprağı/yeryüzü geniştir. Sadece sabredenlere, ücretleri hesapsız ödenecektir.”
Zümer, 10

Ey iman sahipleri! Sabredin, sabır yarışı yapın, nöbet tutarak savaşa hazırlıklı bulunun ve Allah´tan korkun ki, kurtuluşa erebilesiniz.
Ali İmran, 200

Sabret! Allah, güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmez.
Hud, 115

Dediler ki: “Sen, yoksa sen Yûsuf musun?” “Evet, dedi, ben Yûsuf´um. İşte şu da kardeşim. Allah bize lütufta bulundu. Kim Allah´tan korkar, sabrederse Allah güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmez.”
Yusuf, 90

Onlar, Rablerinin yüzünü arzulayarak sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bunlar içindir ölümsüz yurt.
Ra’d, 22

Sizin yanınızdaki tükenir ama Allah´ın yanındaki sonsuza dek kalıcıdır. Sabredenlere ödüllerini biz, işleyip ürettiklerinin en güzeliyle mutlaka vereceğiz.
Nahl, 96

Kuşkusuz, Rabbin; işkenceye uğratıldıktan sonra hicret eden, ardından da cihat edip sabreden kişiler yanındadır. Bütün bunlardan sonra senin Rabbin elbette cömertçe affedecek, cömertçe merhamet edecektir!
Nahl, 110

Bugün onlara ben, sabretmiş olmalarının karşılığını verdim. Başarıya erip kurtulanlar, onlardır.
Mü’minun, 111

Sabretmelerine karşılık olarak da onları bir bahçe ve ipekle ödüllendirmiştir.
İnsan, 12

* Sabır, cennetin anahtarlarından biridir. Ayetlere dikkatle bakıldığında sabretmenin yanında müminlerden beklenen diğer hususlar da “ve” bağlacı ile belirtilmiştir.

Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne çevirmeniz zafer ve mutluluğa ermek değildir. Zafer ve mutluluğa ermek o kişinin hakkıdır ki, Allah´a, âhıret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır; akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, namazı kılar, zekatı öder. Böyleleri söz verdiklerinde ahitlerine vefalıdırlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve şiddet zamanında da sabırlıdırlar. İşte bunlardır özüyle sözü bir olanlar. Ve işte bunlardır korunan takva sahipleri.
Bakara, 177

Yemin olsun ki, mallarınızda da canlarınızda da imtihan edileceksiniz. Ve yemin olsun ki, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden de şirke batanlardan da incitici çok şey dinleyeceksiniz. Sabreder, takvaya sarılırsanız işte bu, iş ve oluşların en zorlularındandır.
Ali İmran, 186

* Sabır, takva ve doğru iman sahibi olmanın göstergesidir.

Nice peygamber, beraberinde kendisini Rabb´e adayan birçok kişi bulunduğu halde savaşmıştır. Onlar, Allah yolunda kendilerine gelip çatan zorluklar yüzünden gevşememiş, zayıflık göstermemiş, susup pusmamışlardır. Allah sabredenleri sever.
Ali İmran, 146

* Sabredenler Allah’ın sevdiği kullarıdır.

Allah´a ve resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; yoksa korkuya kapılırsınız, rüzgârınız kesilir. Sabredin; Allah sabredenlerle beraberdir.
Enfal, 46

* Bu ayette “sabredin” emrinden önce birbirinizle çekişmeyin emri bulunmaktadır. Buradan anlaşılıyor ki, müminlerin birbiriyle çekişmesi yasaklanmış ve bu duruma da sabretmeleri emredilmiştir. Günümüzde din adına konuşan alimlerin birbiri hakkında ağza alınmayacak laflar söylemesi, hakikati söylemeleri dışında karşısındakine yönelttiği incitici sözler doğruyu söyleyip söylememesinden bağımsız olarak Allah’ın tasvip etmediği bir davranıştır.

Şimdi Allah yükünüzü hafifletti. Bilmiştir ki sizde bir zaaf var. İçinizden sabırlı yüz kişi olsa, iki yüz kişiye galip gelir; sizden bin kişi olsa, Allah´ın izniyle iki bin kişiye galebe çalar. Allah, sabredenlerle beraberdir!
Enfal, 66

Yemin olsun, içinizden gayret gösterip didinenlerle sabredenleri bilinceye kadar, sizi belalarla imtihan edeceğiz. Haberlerinizi de eleyip tarayacağız.
Muhammed, 31

* Allah yaratılışımızdaki sabretmeye karşı direncimizi bilmekte ve bunu bir imtihan (bardağın dolu tarafından bakacak olursak bir fırsat) olarak sunmaktadır.

40: Bir kötülüğün cezası, tıpkısı bir kötülüktür. Fakat affedip barışmayı esas alanın ücretini bizzat Allah verir. O, zalimleri hiç sevmez.
41: Zulme uğratılışı ardından kendini savunana gelince, böyleleri aleyhine yol aranamaz.
42: Aleyhlerine yol aranacak olan şu kişilerdir ki, insanlara zulmederler ve yeryüzünde haksız yere taşkınlıklar sergilerler/saldırılarda bulunurlar. İşte böyleleri için acıklı bir azap vardır.
43: Sabredip bağışlayan bilsin ki bu, işlerin en zorlularındandır.
Şura, 40-43

Eğer ceza ile karşılık verecekseniz, ancak size yapılan kötülüğün türü ve miktarı ile karşılık verin. Eğer sabrederseniz, elbette ki bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
Nahl, 126

* Nahl-126 öncesine bakıldığında karşılık verilecek olan güruhun doğru yola davet edilen müşrikler olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla müşriklerin müslümanlara yapacağı kötülüklere ancak aynı ölçüde karşılık verilmesine izin verilmekte ve bir barış dini olan Kur’an’ın ruhuna uygun olarak sabretmenin daha hayırlı olduğu vurgulanmaktadır.

İsmail, İdris, Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi.
Enbiya, 85

Çocuk onunla birlikte koşacak yaşa gelince, İbrahim dedi: “Yavrucuğum, uykuda/düşte görüyorum ki ben seni boğazlıyorum. Bak bakalım sen ne görürsün/sen ne dersin?” “Babacığım, dedi, emrolduğun şeyi yap! Allah dilerse beni sabredenlerden bulacaksın.”
Saffat, 102 (Hz. İsmail)

“Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminine ters düşmüş olma!” dedik. Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! Bize yönelen, yakaran biriydi o.
Sad, 44 (Hz. Eyyub)

Yemin olsun ki, senden önce de resuller yalanlanmış ama yalanlanmalarına, eziyet görmelerine sabretmişlerdi. Nihayet yardımımız onlara ulaştı. Allah´ın kelimelerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. Yemin olsun, elçi olarak gönderilenlerin haberinden bir kısmı sana da gelmiştir.
En’am, 34

Artık, resullerin azim sahibi olanlarının sabrettiği gibi sabret! O inkârcılar için acele etme! Tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, gündüzün sadece bir saati kadar yaşamış gibi olurlar. Bir duyurudur bu. Sapmışlar topluluğundan başka kim helâk edilir!
Ahkaf, 35

Yûsuf´un gömleği üstüne sahte bir kan çalmışlardı, getirdiler. Babaları dedi ki: “İş, söylediğiniz gibi değil. Nefisleriniz sizi aldatıp bir işe itmiş. Artık bana düşen, güzelce sabretmek. Anlattıklarınıza karşı yalnız müsteân olan Allah´tan yardım istenir.”
Yusuf, 18 (Hz. Yakub)

Yakub dedi ki: “Hayır, öyle değil, nefisleriniz sizi yine bir işe itmiş. Bana düşen yine güzel bir sabra sarılmak. Bakarsın Allah onların hepsini bana getirir. Çünkü Alîm olan O, Hakîm olan O´dur.”
Yusuf, 83 (Hz. Yakub)

* Sabırlı olmak peygamberlerin özelliklerinden birisidir.

Yemin olsun ki, biz Mûsa´yı, “Toplumunu karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah´ın günlerini hatırlatıp bellet!” diye ayetlerimizle gönderdik. Şu bir gerçek ki, bunda iyice sabreden, çokça şükreden herkes için sayısız ayetler vardır.
İbrahim, 5

O halde, Rabbinin hükmü karşısında sabret ve onların günahkârlarına da nankörlerine de boyun eğme.
İnsan, 24

* Sabredilmesi gereken durumlardan bir tanesi de toplumun karanlığa gömülmesidir. Ancak burada sabretmek ile haksızlığa sessiz kalmak arasındaki ince çizgiyi iyi çekmek gerekmektedir. Çünkü toplumu karanlıklardan çıkartan Peygamberler Allah’ın ayetleriyle mücadele etmiş, mücadele sırasındaki karşılaştıkları sıkıntılara sabretmişlerdir. İnsan,24’te de bu konuya vurgu yapmaktadır.

İşte bunlar hidayeti satıp şaşkınlığı, affedilmeyi satıp azabı almışlardır. Ne kadar da dayanıklıdırlar ateşe!…
Bakara, 175

Şimdi eğer dayanabilirlerse, barınakları ateştir. Yok eğer özür dileyip hoşnutluk sağlamak istiyorlarsa, özürleri kabul edilmeyecektir.
Fussilet, 24

* Ateşe olan dayanıklılık bu ayetlerde “sabır” ile aynı kökten üreyen kelime ile ifade edilmiştir. Dünya hayatındaki zorluklara göstermemiz gereken sabrın cehennemde karşılaşılacak olan ateşle kıyaslanamayacağı kinaye yoluyla bildirilmektedir.

“İçinizden bir grup, benimle gönderilene inanmış, bir başka grup da inanmamışsa, Allah aranızda hükmedinceye kadar sabırlı olun. O, yargıçların en hayırlısıdır.”
A’raf, 87

Sana vahyedilene uy ve Allah hüküm verinceye kadar sabret. O, hâkimlerin en hayırlısıdır.
Yunus, 109

* Çevremizde bulunan inançsız insanlara karşı tavırlarımızda ölçülü olmalı ve inanmamalarının karşılığ ıolan cezayı görmeleri için Allah’ın hükmetmesi yani ahiret yurdu beklenmelidir. Buradan hareketle kimse inanmadığı için zulme uğratılmamalı ve bunun için cezalandırılmamalıdır.

9: İnsana bizden bir rahmet tattırıp sonra onu ondan çekip alsak, insan elbette çok ümitsiz, çok nankör bir hale düşer.
10: Ve eğer ona, kendisine gelip çatan bir zorluk ve kederden sonra bolluk ve nimet tattırırsak, hiç kuşkusuz şöyle diyecektir: “Tüm sıkıntı ve kötülükler benden uzaklaşmıştır.” Bu durumda o, bir sevinç şımarığı, bir kendini beğenmiş olur.
11: Sabredip hayra ve barışa yönelik amel sergileyenler böyle yapmazlar. Bunlar kendileri için bir yarlıgama ve büyük bir ödül öngörülen kişilerdir.
Hud, 9-11

* Sabırlı insanlar aynı zamanda Allah’a karşı nankörlüğe düşmeyen insanlardır. Başımıza gelen sıkıntı ve belalarda isyan edilmemeli, bollukta ise şımarıklığa düşüp kendini Allah’a muhtaçlıktan uzak hissetmemelidir.

23: Adn cennetleri bunlar içindir. Atalarından, eşlerinden, zürriyetlerinden hayra ve barışa hizmet etmiş olanlarla birlikte girerler oraya. Meleklerse her kapıdan yanlarına sokulurlar.
24: “Selam size, sabrettiğiniz için! Ne güzeldir şu sonsuzluk yurdu!” derler.
Ra’d, 23-24

Sabretmenin önemi için bu ayet Adn cennetlerinde meleklerin (Allah tarafından görevli oldukları düşünülürse Allah’ın) selamına mazhar olma müjdesini vermektedir.
O Allah yolunda hicret edenler, sabrederler ve yalnız Rablerine tevekkül ederler.
Nahl, 42

Sabır, Allah yolunda hicret eden yani Kur’an’da övgüyle bahsedilen insanlara özgü bir davranıştır.
Artık, onların söylediklerine sabret; Güneş’in doğuşundan önce de batışından önce de Rabbini överek tespih et! Gecenin bazı saatleriyle gündüzün iki ucunda da tespih et ki, hoşnutluğa erebilesin.
Taha, 130

* Ayetin öncesine bakıldığında “onlar” diye bahedilen grup 127.ayette israf eden, haddi aşan ve inanmayan kimseler olarak tarif edilmektedir. Bu grubun da sözlerine karşı sabırlı olmak Rabbimizin bize emridir.

71: Kim tövbe edip hayra ve barışa yönelik iş yaparsa, hiç kuşkusuz tövbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner.
72: Onlar yalana tanıklık etmezler/yalan söze kulak vermezler. Boş lakırdıya rastladıklarında soylu bir tavırla geçip giderler.
73: Rablerinin ayetleri kendilerine hatırlatıldığında, kör ve sağırlar gibi onlar üzerine kapanmazlar.
74: Onlar şöyle yakarırlar: “Rabbimiz, eşlerimizden ve çocuklarımızdan bize göz aydınlığı bağışla. Bizi takvaya sarılanlara önder kıl.”
75: İşte bunlar, sabretmiş olmalarına karşılık yüksek konaklarla ödüllendirilirler. Ve o konaklarda sağlık dileğiyle ve selamla karşılanırlar.
Furkan, 71-75

Onların söylediklerine sabret! Ve güzelce ayrıl onlardan.
Müzzemmil, 10

* Sabır gösteren kulların özellikleri 75. ayetin öncesinde tarif edilmektedir. Sabretmenin yanında müminler yalana tanıklık etmemeli, yalan söze kulak vermemeli, boş laflara karşı umursamaz davranmalı, Allah’ın ayetlerine kör ve sağır kesilmemeli yani onları görmezden gelmemelidir.

İşte böylelerine ödülleri, sabrettikleri için iki kez verilir. Onlar, kötülüğü güzellikle karşılayıp savarlar. Ve onlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler.
Kasas, 54

* Sabredenlerin ödülleri 2 kattır.

Onlar ki sabrettiler ve yalnız Rablerine dayanıp güvenmektedirler.
Ankebut, 59

* Sabredenler Allah’a güvenen kullardır. Zaten mantık olarak düşünüldüğünde de bir insanın sabretmesi için güvendiği bir şeyin olması gerekmektedir.

O halde, sabret! Kuşkun olmasın ki, Allah´ın vaadi haktır. İmanı kemale ermemişler seni hafifliğe sevk etmesinler/seni küçümseyemeyeceklerdir.
Rum, 60

* İman olarak belli olgunluğa erişememiş(Kur’an ayetleri ile yeteri kadar haşır neşir olmamış) insanların kasıtlı veya bilinçsizce tavırları müminleri bildikleri doğru yoldan (Kur’an yolundan) döndürmemelidir.

34: Güzellikle çirkinlik/iyilikle kötülük bir olmaz! Kötülüğü, en güzel tavırla sav! O zaman görürsün ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sımsıcak bir dost gibi oluvermiştir.
35: Böyle bir tavra, sabredenlerden başkası ulaştırılmaz. Böyle bir tavra, büyük nasip sahibinden başkası ulaştırılmaz.
Fussilet, 34-35

* Sabretme başarısını gösterebilmiş müminler kötülüğü güzellikle savma ve bu tavırla kötü ilişkileri iyiye çevirme olgunluğuna erişebileceklerdir.

Artık güzel bir sabırla sabret!
Mearic, 5

* Güzel sabırdan, sabrın zorunlu olduğunu hissederek değil içten olarak Allah’a güvenerek gösterilmesi kastedilmiş olabilir.

Sonra da iman eden ve birbirlerine sabrı öneren, merhameti öneren kişilerden olmaktır o.
Beled, 17

1: Yemin olsun zamana/çağa/gündüzün iki ucuna/sabah namazına/ikindi vaktine/Asr-ı saadet’e ki,
2: İnsan, gerçekten tam bir hüsran içindedir!
3: İnanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanlar, birbirlerine hakkı önerenler, birbirlerine sabrı önerenler müstesnadır.
Asr, 1-3

* Mümin tavrı sadece sabretmeyi değil aynı zamanda çevresine de sabrı tavsiye etmeyi de kapsar. Ancak bu şekilde hüsrana uğramaktan kurtulunabilir.

Göklerin, yerin ve bunlar arasındaki şeylerin Rabbidir o. O´na kulluk/ibadet et ve O´na ibadette sabırlı ol. O´na adaş olacak birini biliyor musun?
Meryem, 65

Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et! Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takvanındır!
Taha, 132

* Sabır sadece insanlar arası ilişkide değil ibadette de yer alması gereken bir olgudur.

Kategori
Kur'an Araştırmaları