yakınımızdaki düşman şirk
Kur'an Araştırmaları

YAKINIMIZDAKİ DÜŞMAN : “ŞİRK”

Şirk kelimesi, “şerike” fiilinden masdardır. “Şirk” ve aynı kökten gelen şirket, müşâreket, sözlükte; mülk ve saltanatta ortak olmak demektir. Aynı kökten gelen ‘eşreke’ fiili, ortak koşmak, ortak olmak anlamına gelir. Ortak koşana ise “müşrik” denir.(Bkz. Aladdin Palevi – Şirk Kavramı)

 

Kur’an’ı Kerim’de bu kökten türetilmiş kelimeler 168 yerde geçmektedir.

 

Bu yazıda bu ayetlerin hepsi tek tek sıralanmayacaktır ancak bu ayetlerin tamamı gözden geçirilmiş ve ortaya çıkmış olan sonuca yönelik ayetlere yazımızda yer verilmiştir.

 

  • Şirke batmış olanlar dünya hayatına düşkünlerdir. Bakara-96’da dolaylı olarak dile getirilmiştir.

92: Yemin olsun ki, Mûsa size açık-seçik hak beyanlarla gelmişti de onun arkasından buzağıyı ilâh edinmiştiniz. Zalimlersiniz sizler.

93: Hani kesin söz almıştık sizden de Tûr’u üzerinize kaldırmıştık. “Size verdiğimizi kuvvetlice tutun ve dinleyin.” demiştik. Şöyle demişlerdi: “Dinledik ve isyan ettik.” İnkârları yüzünden gönüllerine buzağı içirildi. De ki: “Eğer inanan kişilerseniz, ne kötü şeydir size imanınızın emretmekte olduğu…”

94: De ki: “Allah katındaki âhıret yurdu diğer insanların değil de yalnız ve yalnız sizin ise, eğer doğru sözlü iseniz, hadi isteyin ölümü!”

95: Ellerinin önden gönderdiği şeyler yüzünden ölümü hiç bir zaman istemeyeceklerdir. Allah, zalimleri çok iyi bilmektedir.

96: Sen onları, insanların yaşamaya en düşkünü olarak bulursun. Şirke batanlardan bile… Her biri bin yıl ömür sürsün ister. Oysa ki, uzun yaşaması onu azaptan uzaklaştıracak değildir. Allah, yapmakta olduklarını çok iyi görmektedir. 

Bakara, 92-96

 

  • Müşrikler Allah’tan başka kişilere veya şeylere kulluk ederler.

De ki: “Ey Ehlikitap! Sizin ve bizim aramızda aynı olan şu söze gelin: “Allah´tan başkasına kulluk etmeyelim, O´na hiçbirşeyi ortak koşmayalım. Allah´ı bırakıp da birbirimizi rabler edinmeyelim.” Eğer yüz çevirirlerse şöyle söyle: “Tanık olun, biz müslümanlarız/Allah´a teslim olanlarız.”

Ali İmran, 64

 

  • Müşrikler zanni bilgiye itibar ederler, inanırlar, uyarlar. (Enam, 148 – Yunus, 36 – Ali İmran, 151 – Fatır 40)

Şirke batanlar şöyle diyecekler: “Allah dileseydi, ne biz şirke sapardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi haram da yapmazdık.” Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar bu şekilde yalanlamışlardı. De ki: “Yanınızda, önümüze çıkaracağınız bir ilminiz var mı? Zandan başka bir şeye uymuyorsunuz. Sadece saçmalıyorsunuz siz.”

En’am, 148

 

Onların çoğu sanıdan başka bir şeyin ardınca gitmiyor. Doğrusu da şu ki sanı, haktan hiçbir şey ifade etmez. Allah, onların yaptıklarını iyice bilmektedir.

Yunus, 36

 

Allah’ın, kendileri hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştukları için, küfre sapanların kalplerine korku salacağız. Barınakları ateştir onların. Ne kötüdür o zalimlerin varacakları yer!

Ali İmran, 151

 

De ki: “Allah’ın berisinden yakardığınız şu ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana topraktan neyi yarattı onlar!” Yoksa göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa onlara bir kitap verdik de kendileri o kitaptan bir kanıt üzerinde midirler? Hayır, zalimler birbirlerine aldanıştan/aldatıştan başka hiçbir şey vaat etmezler.

Fatır, 40

 

  • Müşrikler inananları sözleri ile incitirler. Müminler, müşriklerin bu tahriklerine karşı sabır ve takva bilinciyle zor olan dik duruşu sergilemelidirler.

Yemin olsun ki, mallarınızda da canlarınızda da imtihan edileceksiniz. Ve yemin olsun ki, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden de şirke batanlardan da incitici çok şey dinleyeceksiniz. Sabreder, takvaya sarılırsanız işte bu, iş ve oluşların en zorlularındandır. 

Ali İmran, 186

 

  • Şirk büyük günahtır ve affedilmez.

Yemin olsun ki, mallarınızda da canlarınızda da imtihan edileceksiniz. Ve yemin olsun ki, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden de şirke batanlardan da incitici çok şey dinleyeceksiniz. Sabreder, takvaya sarılırsanız işte bu, iş ve oluşların en zorlularındandır. 

Nisa, 48

 

Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez ama bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah´a şirk koşan, dönüşü olmayan bir sapıklığa dalıp gitmiştir. 

Nisa, 116

 

  • Müşrik aynı zamanda kafirdir, zalimdir, cennet haramdır.

Yemin olsun ki, “Allah, Meryem´in oğlu Mesih´in ta kendisidir!” diyenler küfre batmışlardır. Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları, hem sizin Rabbiniz hem de benim Rabbim olan Allah´a kulluk/ibadet edin! Gerçek olan şu ki, Allah´a ortak koşana Allah, cenneti haram kılmıştır. Varacağı yer ateştir onun. Zalimlerin yardımcıları olmayacaktır.”

Maide, 72

 

  • Müminlerin en büyük düşmanları yahudileşenler ve şirk koşanlardır. Müminlere sevgide en yakın olanlar ise Hristiyanlar içinde derin araştırmalar yapan keşişler ve rahiplerdir.

 

82: Şu tartışılmaz bir gerçektir ki, insanların iman edenlere en şiddetli düşmanlık duyanlarını, Yahudilerle şirke batanlar bulursun. Şu da tartışılmaz bir gerçektir ki, insanların iman edenlere sevgide en yakın olanlarını “biz Hıristiyanlarız” diyenler bulursun. Bu böyledir. Çünkü o Hıristiyanlar içinde derin araştırmalar yapan keşişler, kendini Allah’a adamış rahipler vardır. Ve onlar, kibre sapmazlar.

83: Resule indirileni dinlediklerinde farkına vardıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz, iman ettik. Artık bizi de gerçeğin tanıklarıyla birlikte kaydet.”

Maide, 82-83

 

  • Müminler, müşriklerin ortak koştukları şeylerden korkmazlar. Bu durumda cinlerden, şeytandan vs. korkulmaması gerekmektedir. Tek yapılması gereken şey Allah’a sığınmak olmalıdır.

Toplumu ona karşı çıkıp kanıt getirmeye kalkıştı. O dedi ki: “Allah hakkında benimle çekişiyor musunuz? Beni doğru yola O iletti. O´na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Rabbimin dilediği dışında hiçbir şey olmaz. Rabbim bilgice herşeyi çepeçevre kuşatmıştır. Hâlâ öğüt almayacak mısınız?

En’am, 80

 

  • Allah’tan bir kanıt olmayan şeylere kutsiyet atfetme ve yardım bekleme şirktir. (Örneğin ŞEYH, GAVS, KUTUP, 40’lar, 7’ler vs..)

“Hem siz, hakkında size hiçbir kanıt indirmediği şeyleri Allah´a ortak koştuğunuz halde korkmuyorsunuz da ben, ortak tuttuğunuz şeylerden nasıl korkarım!” Şimdi, eğer biliyorsanız, iki gruptan hangisi güvende olmaya/güvenilmeye daha layıktır?

En’am, 81

 

Allah’ın yanında hahamlarını ve ruhbanlarını da rabler edindiler. Meryem oğlu Mesih’i de öyle. Oysa kendilerine, tek olan Allah’tan başkasına ibadet/kulluk etmemeleri emredilmişti. İlah yok o tek Allah’tan başka. Onların ortak koştuklarından arınmıştır O.

Tevbe, 31

 

Allah’ın yanında bir de kendilerine zarar veremeyen, yarar sağlayamayan şeylere kulluk ediyorlar ve şöyle diyorlar: “Bunlar bizim Allah katındaki şefaatçılarımızdır.” De onlara: “Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz?” Şanı yücedir O’nun, ortak koştuklarından arınmıştır O.

Yunus, 18

 

  • Hidayet üzere yaşarken şirke bulaşanların daha önce yapmış oldukları iyi şeyler heba olacaktır.

Allah´ın yol göstermesidir bu. Kullarından dilediğini bununla iletir iyiye ve güzele. Eğer onlar şirke bulaşsalardı yapıp ettikleri kendilerine yararsız hale gelirdi.

En’am, 88

 

Andolsun, sana da senden öncekilere de şu vahyedilmiştir: Eğer şirke saparsan amelin kesinlikle boşa çıkar ve mutlaka hüsrana düşenlerden olursun.

Zümer, 65

 

  • Allah’ın yasası gereği (sünnetullah) dünyada şirke izin verilmiştir. Şirkte ısar edenlerle muhatap olmamak ve sonuçsuz tartışmalara girmemek gerekmektedir. (Enam 106-107)

106: Rabbinden sana vahyedilene uy! O’ndan başka ilah yoktur. Müşriklerden yüz çevir!

107: Allah dileseydi, şirke batmazlardı. Biz seni onlar üzerine bekçi yapmadık. Sen onlara vekil de değilsin.

En’am, 106-107

 

81: De ki: “Eğer Rahman’ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum.”

82: Göklerin ve yerin Rabbi, arşın Rabbi onların nitelendirmelerinden arınmıştır, yücedir.

83: Bırak onları, kendilerine vaat edilen günlerine kavuşuncaya değin dalıp gitsinler; oynayıp oyalansınlar!

84: Göklerde ilah olan da O, yerde ilah olan da O. O’dur Hakîm, O’dur Alîm.

85: Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin mülkü/yönetimi kendine ait olan o Allah’ın şanı yücedir. Kıyamet saatine ilişkin bilgi O’nun katındadır. Siz de O’na döndürüleceksiniz.

86: O’nun berisinden yakardıkları, şefaate sahip olamaz! Hakka tanık olanlar müstesna. Onlar, ilimden nasiplenmekteler.

87: Kendilerini kim yarattı diye onlara sorsan, yemin olsun, “Allah!” diyeceklerdir. Peki, nasıl döndürülüyorlar!

88: Onun “Ey Rabbim” deyişine yemin olsun ki, bunlar iman etmez bir topluluktur.

89: Artık sen onlara aldırma, “Selam!” deyiver. Yakında bilecekler.

Zuhruf, 81-89

 

  • Atalarının, soyunun, büyüklerinin şirk içinde olması müminleri sorumluluktan kurtarmamaktadır.

172: Hani Rabbin, ademoğullarından, bellerinden zürriyetlerini alıp onları öz benliklerine şahit tutarak sormuştu: “Rabbiniz değil miyim?” Onlar: “Rabbimizsin, buna tanıklık ederiz.” demişlerdi. Kıyamet günü, “biz bundan habersizdik” demeyesiniz.

173: Şöyle de demeyesiniz: “Daha önce atalarımız şirke batmıştı. Biz de onların ardından gelen bir soyuz. Gerçeği çiğneyenler yüzünden bizi helak mı edeceksin?”

A’raf, 172-173

 

  • Ebeveynlerin çocuk tutkusu insanı şirke götürme riski taşımaktadır. Hamilelik öncesi ve sürecinde imani tavır(Allah’a dua) ama ardından gelen çarpık sevgi buna yol açabilir. Çocuğa beslenen aşırı sevgi, tutku ve bu sevginin Allah’tan bağımsız hissedilmesi tehlikeli bir durumdur. Çocuk için yapılan fedakarlık kadar Allah için fedakarlık yapamamak şirk göstergesidir. (Araf 189-190-191, Tevbe 24)

189: O, odur ki, sizi bir tek canlıdan yarattı, eşini de ondan vücuda getirdi ki, gönlü buna ısınsın. Eşini sarıp kucaklayınca o, hafif bir yük yüklendi de bir süre onu gezdirdi. Ağırlaştığında ikisi birden Rablerine şöyle dua ettiler: “Bize iyi huylu, yakışıklı bir çocuk verirsen yemin ederiz, şükredenlerden olacağız.”

190: Allah onlara ruhta, bedende güzel bir çocuk verince, kendilerine verdiği nimete ikisi birden Allah’a ortak koşmaya başladılar. Allah onların ortak koştuğu şeylerden arınmıştır.

191: Hiçbir şey yaratmayan, bizzat kendileri yaratılmış olan şeyleri/kişileri mi ortak koşuyorlar?

A’raf, 189-191

 

De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz/menfaat çevreniz, elde ettiğiniz mallar, kesadından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar sizin için Allah’tan, resulünden ve Allah yolunda cihattan daha sevimli ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan ayrılmış bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.”

Tevbe, 24

 

  • Allah’a inandığını söyleyen insanlardan çoğu şirke bulaşmış durumdadir.

Onların çoğu şirke bulaşmış olmadan Allah’a iman etmez.

Yusuf, 106

 

  • Şeytan dahi şirk içerisinde değildir ve şirk aracı olarak kullanılmasına karşı çıkmıştır. Şeytan hiçbir zaman ilahlık iddiasında bulunmamış sadece insanlara vesvese verip onları yoldan çıkarmaya çalışmaktadır. Şirkin ne derece bir günah olduğuna güzel bir örnek larak gösterilebilir. Hacc, 31 de şirkin ne kadar büyük bir günah olduğu konusunda etkili bir tarif içermektedir.

İş bitirilince şeytan onlara şöyle dedi: “Allah size hak bir vaatle vaatte bulundu, ben ise vaat ettim ama vaadimden caydım. Benim sizin üzerinizde bir sultam yoktu. Sizi davet ettim, siz de bana uydunuz. Hepsi bu. Şimdi beni kınamayı bırakın da öz benliklerinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Aslında ben sizin, daha önceden beni şirk aracı yapmanıza karşı çıkmıştım. Zalimler için acıklı bir azap öngörülmüştür.”

İbrahim, 22

 

Allah´a ortak koşmadan, hanîfler olarak… Allah´a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc, 31

 

  • Müşrikler klasik kaderci yaklaşımı göstererek suçu Allah’a atmaya çalışırlar.

Ortak koşanlar dediler ki: “Eğer Allah isteseydi ne biz ne de atalarımız Allah dışında bir şeye kulluk/ibadet etmez, O´na rağmen hiçbir şeyi haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de aynen böyle yaptılar. Resullere düşen, açık bir tebliğden başkası değildir.

Nahl, 35

 

Bir de dediler ki: “Rahman dileseydi, onlara tapınmazdık.” Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Sadece saçmalıyorlar.

Zuhruf, 20

 

  • Müşrik kişinin tipik özelliği – Sıkıntılı durumda Allah’ı hatırlama ve dua etme. Sıkıntıdan çıkınca, nimete kavuşunca unutma ve nankörlük.

53: Sahip olduğunuz her nimet Allah’tandır. Sonra size bir zorluk/keder dokunduğu zaman yalnız O’na yakarırsınız.

54: Sonra da zorluk ve kederi sizden kaldırdığında, içinizden bir zümre kendi Rablerine hemen ortak koşuverir,

55: Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler diye. Hadi, zevklenin/nimetlenin, yakında bileceksiniz.

Nahl, 53-55

 

Gemiye bindiklerinde, dini Allah’a özgüleyerek yalvarıp yakarırlar. Fakat Allah onları kurtarıp karaya çıkardığında, bir bakmışsın ortak koşuyorlar;

Ankebut, 65

 

İnsanlara bir zorluk dokunduğunda, Rablerine yönelerek O’na yakarırlar. Sonra onlara bir rahmet tattırınca bakarsın ki, içlerinden bir grup Rablerine ortak koşuyor.

Rum, 33

 

De ki: “Ondan da tüm sıkıntılardan da sizi Allah kurtarıyor; sonra siz O’na ortak koşuyorsunuz.”

En’am, 64

 

  • Şirk sadece Allah’ın yanında başka bir şeye inanmak değil aynı zamanda ibadette de Allah’ın yanına başka varlıklar koymaktır.

De ki: “Ben de sizin gibi bir insanım. Ancak, tanrınızın bir tek tanrı olduğu bana vahyediliyor. O halde, Rabbine kavuşmayı uman, hayra ve barışa yönelik iş yapsın ve Rabbine ibadette hiç kimseyi O´na ortak koşmasın.”

Kehf, 110

 

  • Şirk İslam’da önemi çok fazla olan anne-babaya itaat zorunluluğunu dahi ortadan kaldırmaktadır.

Biz insana, anne babasına en güzel bir biçimde davranmasını, şunu söyleyerek önerdik: “Eğer onlar, hakkında hiçbir bilgin olmayan bir şeyle bana ortak koşman için seninle çekişirlerse, o takdirde onlara itaat etme. Yalnız banadır dönüşünüz. Nihayet ben size yapıp ettiğiniz şeylerin haberini bildireceğim.”

Ankebut, 8

 

14: Biz, insana anne babasını önerdik. Annesi onu güçsüzlükle taşımıştır. Sütten kesilmesi de iki yılda olmuştur. O halde bana ve ana babana şükret. Dönüş banadır.

15: Eğer onlar, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada örfe uygun geçin; ama bana yönelenin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz banadır. Yapıp ettiklerinizi size haber vereceğim.

Lokman, 14-15

 

  • Şirk çok büyük bir zulümdür.

Hani, Lukman, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Oğulcuğum, Allah´a ortak koşma! Çünkü Allah´a ortak koşmak, gerçekten büyük bir zulümdür.”

Lokman, 13

 

  • Ortak koşanların ortak koştukları varlıklar ahirette bunu reddedeceklerdir.

Onlara çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar da size cevap veremezler. Kıyamet günü de sizin onları ortak koştuğunuzu inkâr ederler. Hiç kimse sana, Habîr olan Allah´ın verdiği gibi haber veremez.

Fatır, 14

 

  • Cinlere tapmak, onları yüceltmek şirktir. (Bir anlamda Muska yazanlar, cinlerden medet umanlar, büyü yapanlar ve yaptıranlar.)

Allah´a bir de cinleri/gözle görülmeyen yaratıkları ortak koştular. Oysaki, onları O yaratmıştır. Bilgisizce O´na oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler. Şanı yücedir O´nun! Onların nitelemelerinin ötesindedir O!

En’am, 100

 

40: Gün olur, onların hepsini bir yere toplar, sonra meleklere sorar: “Şunlar, sadece size mi kulluk/ibadet ediyorlardı?”

41: Melekler derler ki: “Tespih ederiz seni! Bizim Velî’miz sendin, onlar değil. Doğrusu şu ki, onlar cinlere tapıyorlardı. Onların çoğu cinlere iman etmekteydi.”

Sebe, 40-41

 

  • Ortak koşulan kişiler veya varlıklar insanların dinlerini karmakarışık hale getirmektedir.

Aynen bunun gibi, müşriklerden birçoğuna, Allah´a ortak koştukları kişiler, öz evlatlarını öldürmeyi güzel göstermiştir ki, hem onları yok etsinler hem de dinlerini onlar aleyhine karmakarışık hale getirsinler. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, düzdükleri iftiralarla baş başa bırak.

En’am, 137

 

  • Şirkte ısrar edenler, bunu inanç biçimi, hayat biçimi haline getirenler hidayet yolundan uzaklaştıkça uzaklaşırlar. Ve bir süre sonra artık geri dönüşleri olmaz.

Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez ama bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah´a şirk koşan, dönüşü olmayan bir sapıklığa dalıp gitmiştir.

Nisa, 116

 

  • Şirk batağında olanlara sövülmemeli ve küfredilmemelidir. Onları kızdırırsan senin değerlerine söverler. (Enam 108)

Onların Allah dışında dua ettiklerine/çağrıda bulunduklarına sövmeyin. Yoksa onlar da düşmanlıkla ve bilgisizce Allah’a söverler. Biz her ümmete yaptığı işi bu şekilde süslü gösterdik. Sonra hepsinin dönüşü Rablerinedir. O, onlara, yapmakta olduklarını haber verecektir.

En’am, 108

 

  • Müşrikler Allah’ın haramları dışında haram belirlerler ve Allah’ın ayetlerini yalanlarlar. En’am, 150 önceki ayetlerle birlikte okunduğunda bu ortaya çıkmaktadır. (Enam 150)

 

148: Şirke batanlar şöyle diyecekler: “Allah dileseydi, ne biz şirke sapardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi haram da yapmazdık.” Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar bu şekilde yalanlamışlardı. De ki: “Yanınızda, önümüze çıkaracağınız bir ilminiz var mı? Zandan başka bir şeye uymuyorsunuz. Sadece saçmalıyorsunuz siz.”

149: En mükemmel kanıt Allah’ındır. O dileseydi hepinizi toptan doğru yola iletirdi.

150: Şunu da söyle: “Allah şunu haram etmiştir diye tanıklık edip duran şahitlerinizi getirin.” Eğer tanıklık ederlerse sakın onlarla birlikte tanıklık etme! Ayetlerimizi yalanlayanlarla âhirete inanma-yanların keyifleri ardınca gitme! Onlar, kendi Rablerine başkalarını denk tutuyorlar.

En’am, 148-150

 

  • Şeytanın yaptırım gücü ona yönelenlerin ve onunla Allah’a şirk koşanların üzerinedir.

99: Şu bir gerçek ki şeytanın elinde, iman edip yalnız Rablerine dayananlar aleyhine hiçbir sulta/hiçbir kanıt yoktur.

100: Onun sultası, sadece onu dost edinenlerle Allah’a ortak koşanlar üstündedir.

Nahl, 99-100

 

  • Müşrik Allah’ın kadrini hakkıyla takdir edemeyendir.

Allah’ı, kadrine/şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar. Oysaki kıyamet günü, yeryüzü tamamen O’nun avucudur/avucundadır; gökler de O’nun sağ elinde/kudretinde dürülmüş haldedir. Şanı yücedir O’nun; arınmıştır onların ortak koştuklarından.

Zümer, 67

 

  • Mümin müşrik ile evlenemez.

 

Müşrik kadınlarla, onlar iman edinceye kadar evlenmeyin. Özgürlüğünden yoksun inanmış bir kadın, müşrik bir kadından – müşrik kadın sizin hoşunuza gitse de – çok daha hayırlıdır. Müşrik erkeklerle de onlar iman edinceye kadar nikâhlanmayın. İnanmış bir köle, müşrik bir erkekten – o hoşunuza gitse de – çok daha hayırlıdır. Bu müşrikler sizleri ateşe çağırır. Allah ise sizi, izniyle cennete ve affa çağırır. Ve ayetlerini insanlara açık açık bildirir ki, düşünüp öğüt alabilsinler.

Bakara, 221

 

  • Müşriklerin iyi amelleri heba olmuştur. (Tevbe 17) !!! DİKKAT !!!

Müşrikler, öz benliklerinin küfre sapışına tanık olup dururlarken, Allah’ın mescitlerini onarmaya girişemezler. Tüm amelleri boşa çıkmıştır onların. Ateşte sürekli kalacaklardır onlar.

Tevbe, 17

Kategori
Kur'an Araştırmaları