zekat-infak
Kur'an Araştırmaları

ZEKAT-İNFAK KAVRAMLARINA KUR’ANİ BAKIŞ

Zekat nedir? İnfak nedir?

Zekat kelimesinin Arapça kökeni و ك ز (Za-Kef-Vav) harflerinden oluşmaktadır. Süryanice’deki “zky” kökünden gelmektedir ve bu kök “aklanma, beraat, hayır işi yapma ” anlamlarına gelmektedir. Kelime anlamında dikkat çeken şey zekatın beraat ve aklanma anlamlarıdır. Bir insanın aklanması veya beraat etmesi için bir şeyle suçlanması gereklidir. Demek ki zekata muhtaç olan insanların o halde olmalarında zekat verebilecek durumdaki her müslümanın sorumluluğu vardır. Bu sorumluluktan ve dolayısıyla suçtan beraat etmeleri için de zekatlarını vermelidirler.

 

Kur’an’ı Kerim’de bu kökten türetilmiş kelimeler 59 yerde geçmektedir.

 

Bu yazıda bu ayetlerin hepsi tek tek sıralanmayacaktır ancak bu ayetlerin tamamı gözden geçirilmiş ve ortaya çıkmış olan sonuca yönelik ayetlere yazımızda yer verilmiştir.

 

Zekat Kavramına Kurani Bakış

 

  • و ك ز (Za-Kef-Vav) kökünden türetilmiş kelimeler zekatın terim manası haricinde temizlenmek, arınmak, nefsini arındırmak, yüceltmek anlamlarında kullanılmıştır. (Bakara, 129, 151, 174, 232 – Kehf, 19 – Nur, 21, 28, 30 – Tâhâ, 76 – Fâtır, 18 – Nâziat, 18 – Abese, 3, 7 – A’lâ, 14 – Leyl, 18 – Ali İmran, 77, 164 – Nisâ, 49 – Tevbe, 103 – Necm, 32 – Cuma, 2 – Şems, 9)

 

  • Zekat verilmesinin emredildiği 30 ayetin A’raf, 156 – Rûm, 39 ve Fussilet, 7 haricindeki 27 ayette zekat vermek namaz emri ile birlikte geçmektedir. Buradan hareketle Peygamberimizin “Namaz müminin miracıdır” ve “Namaz dinin direğidir” sözleri ile birlikte düşünüldüğünde zekatın ne derece önemli bir emir olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca namazsız zekatın Allah katında çok daha az kıymetli olduğu söylenebilir.

 

  • İman edenlere zekat vermek emredilirken Nisa, 159-162’de Ehl-i Kitap’tan “ilimde derinleşmiş olanların” zekat verici olduğu ve kendilerine büyük ödüller verileceği bildirilmektedir. Buradan hareketle Hıristiyanların da ilimde derinleşmiş olanlarının zekat verenlerden olduğu anlaşılmaktadır.

159: Ehlikitap’tan her biri ölümünden önce ona mutlaka inanacaktır. Kıyamet günü de o, onlar aleyhine bir tanık olacaktır.

160: Yaptıkları zulümler ve birçok insanı Allah yolundan alıkoymaları yüzünden daha önce kendilerine helal kılınmış tertemiz şeyleri, Yahudilere haram kıldık.

161: Ve ribayı almaları yüzünden -oysaki ondan yasaklanmışlardı- ve haksız yollarla insanların mallarını yemeleri yüzünden onların küfre sapanlarına korkunç bir azap hazırladık.

162: Ama onların ilimde derinleşmiş olanları ve müminler, sana indirelene de senden önce indirilene de inanırlar. Namazı kılıcıdırlar, zekâtı vericidirler, Allah’a ve âhiret gününe inanırlar. İşte bunlara yakında büyük bir ödül vereceğiz.

Nisa, 159-162

 

  • Maide, 12’de zekatı verenlerin kötülüklerinin Allah tarafından örtüleceği bildirilmektedir.

Yemin olsun ki, Allah İsrailoğullarının mîsakını almıştı da içlerinden on iki temsilci/başkan göndermiştik. Allah şöyle demişti: “Ben sizinle beraberim. Namazı kılarsanız, zekâtı verirseniz, resullerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah´a güzel bir biçimde borç verirseniz, kötülüklerinizi elbette örteceğim ve sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere elbette koyacağım. Artık bundan sonra küfre gideniniz yolun denge noktasından sapmış olur.”

Maide, 12

 

  • Maide, 55’te inananların gönül dostlarının önce Allah ve rasulü sonra namaz kılan ve zekat verenler olduğu belirtilektedir.

 

Sizin gönül dostunuz Allah´tır, O´nun resulüdür, bir de rükû eder bir halde namazı kılıp zekâtı vererek iman edenlerdir.

Maide, 55

 

  • A’raf, 156’da Allah’ın rahmetinin zekat verenler üzerine yazılacağı belirtilmektedir. Allah’ın yazdığı bir şeyin silinmeyeceği düşünüldüğünde sakınıp korunanların, ayetlere inananların ve zekatını düzenli olarak verenlerin ödüllerinin büyüklüğü anlaşılmaktadır. Yine Tevbe, 71’de ve Nûr, 56’da da namaz kılan ve zekat verenlere Allah’ın rahmet edeceği açıkça belirtilmiştir.

 

“Bize hem bu dünyada güzellik yaz hem de ahirette. Dönüp dolaşıp sana geldik.” Buyurdu ki: “Azabıma dilediğimi çarptırırım. Rahmetime gelince, o herşeyi çepeçevre kuşatmıştır. Ben onu; sakınıp korunanlara, zekatı verenlere, ayetlerimize inananlara yazacağım.”

A’raf, 156

 

  • Meryem, 31’de Hz. İsa’ya ömür boyu namaz ve zekat emri verildiği bildirilmektedir. Bakara, 43-83-110 ayetlerinde İsrailoğullarına namaz ve zekat emri verildiği ve diğer peygamberlere de (örn. Hz. İsmail, Meryem-55) namaz ve zekat emri  dikkate alındığında namaz ve zekatın tüm insanlığa tüm zamanlarda farz kılındığı yani dinin temel 2 ibadeti olduğu söylenebilir.

 

  • Mü’minun suresinin ilk 9 ayetinde Firdevs cennetine gideceklerin tanımı yapılmaktadır. Burada zekat ile birlikte şu emirler verilmektedir:

1: Hiç kuşku yok, kurtulmuştur müminler.

2: Namazlarında huşû sahipleridir onlar.

3: Boş ve lüzumsuz sözden yüz çevirmişlerdir onlar.

4: Zekâtı vermek için faaliyettedir onlar.

5: Cinsiyet organlarını/ırzlarını koruyanlardır onlar.

6: Eşleri yahut akitleri aracılığıyla sahip bulundukları müstesnadır. Bu durumda kınanmış değillerdir onlar.

7: Kim bundan ötesini isterse, işte onlar, sınırı aşanlardır.

8: O müminler, emanetlerine, ahitlerine saygı duyup sahip çıkanlardır.

9: Namazlarını korumaya devam ederler onlar.

10: İşte bunlardır mirasçı olanlar;

11: Ki, Firdevs cennetine mirasçı olurlar, onda sonsuza dek kalırlar.

Mü’minun, 1-11

 

Bu durumda zekat ibadeti sadece namazla birlikte dahi yapılsa Firdevs cenneti için yeterli değildir. Zira onlar(Firdevs cennetine girecek olanlar) ilk 9 ayeti hayatına uygulayan kişilerdir.

 

  • Rûm, 39’a göre zekatın Allah’ın yüzü istenerek yani Allah rızası için verilmesi önemlidir. Her ibadette olduğu gibi zekatta da gösteriş ve kibirden uzak durulmalıdır.

 

İnsanların malları içinde artsın diye riba olarak verdiğiniz, Allah katında artmaz. Allah´ın yüzünü isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte onu verenler kat kat artıranların ta kendileridir. 

Rûm, 39

 

  • Şirk içinde olanların yani Allah’a ortak koşanların özellikleri Fussilet, 7’de zekat vermemek ve ölüm sonrası hayata inanmamak olarak bildirilmektedir.

 

6: De ki: “Ben sadece sizin gibi bir insanım. İlahınızın bir tek ilah olduğu bana vahyediliyor. O halde şaşıp sendelemeden O’na yönelin ve O’ndan af dileyin. Vay haline ortak koşanların!

7: Onlar zekâtı vermezler. Ölüm sonrası hayatı inkâr edenler de onlardır.

Fussilet, 6-7

 

  • Müzzemmil, 20 yapılan tüm iyiliklerin Allah katında karşılığının daha büyük olarak verileceğini müjdelemektedir.

 

Hiç kuşkun olmasın, Rabbin senin durumunu biliyor. Gecenin üçte ikisinden daha azını, yarısını, üçte birini ayakta geçiriyorsun. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. Allah, geceyi de gündüzü de ölçüye bağlamıştır. Sizin onu kuşatamayacağınızı bildi de size tövbe nasip etti. O halde Kur´an´dan, kolay geleni okuyun. Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmının yeryüzünde dolaşıp Allah´ın lütfundan bir şeyler isteyeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bildi. O halde Kur´an´dan, kolay geleni okuyun! Namazı kılın! Zekâtı verin. Güzel bir ödünçle Allah´a ödünç verin! Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz iyiliğin, Allah katında hayrını daha çok, ödülünü daha büyük olarak bulacaksınız. Allah´tan af dileyin. Hiç kuşkusuz, Allah çok affedici, çok esirgeyicidir.

Müzzemmil, 20

 

  • Zekatın oranı Kur’an’da belirtilmemiştir. Her ülkenin veya toplumun şartlarına ve zenginlik durumuna göre toplumsal adaletin sağlanabilmesi için gerekli oranın değişebileceği için Rabbimizin sınır koymadığı düşünülebilir.


İNFAK KAVRAMINA KURANİ BAKIŞ

 

İnfak kelimesinin Arapça kökeni ق ف ن (Nun-Fe-Kaf) harflerinden oluşmaktadır. “Bu kök “çıkma” ve “gitme”yi ifade eder. Arap tavsanının çıkış deligine “nâfika”, imandan çıktığı için ya da kalbinden iman çıktığı için insana “münafık”, pantolonda ayağın çıkış yerine “neyfak”, azığın bitip tükenmesine “infak” yerin altından çıkış yeri olan tünele “nafak” denir ki, bunların hepsinin kök, mana ile ilişkisi vardır. Insanın şeran bakmakla yükümlü olduğu kimselere elinden çıkarıp vermekle yükümlü olduğu malı mükellefiyete de “nafakâ’ denir ki, bunun da bu kökle ilişkisi açıktır.”

(http://www.enfal.de/Fikhi/i/infak.htm internet sitesinden alıntıdır.)

İslami terim manası olarak infak “Allah yolunda harcamak” olarak tanımlanabilir.

 

Bu yazıda bu ayetlerin hepsi tek tek sıralanmayacaktır ancak bu ayetlerin tamamı gözden geçirilmiş ve ortaya çıkmış olan sonuca yönelik ayetlere yazımızda yer verilmiştir.

 

Kur’an’ı Kerim’de ق ف ن (Nun-Fe-Kaf) kökünden türetilmiş kelimeler 111 yerde geçmektedir.

 

  • Muttakilerin yani korunup sakınanların infak ibadetlerini yerine getirdikleri Bakara, 3’te bildirilmektedir.

 

2: İşte sana o Kitap! Kuşku,çelişme, tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, korunup sakınanlar için.

3: Ki onlar, gayba inananlar, namazı kılanlardır. Ve kendilerine rızk olarak verdiklerimizden, başkalarına pay çıkaranlardır.

Bakara, 2-3

 

  • İnfak ibadetini yerine getirmeyenler kendilerini tehlikeye atmış durumdadır.

 

Allah yolunda harcama yapın/nimetleri paylaşın; kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Güzel düşünüp güzel işler yapın. Çünkü Allah, güzellik sergileyenleri sever.

Bakara, 195

 

  • İnfak yani Allah yolunda harcama ana-baba, yakınlar, yetimler, yoksul ve çaresizlerle yolda kalan için olmalıdır. (Bakara, 215)

Ayrıca infakta bulunulacak kişiler için Yüce Allah aşağıdaki ayette belirtildiği şekilde bir kriter belirlemiştir. Bu ayette yoksul insanların takınması gereken tavırla ilgili bir mesaj da bulunmaktadır.

 

İnfak edilenler, Allah yolunda kapanıp kalmış, yeryüzünde dolaşamaz olmuş yoksullar içindir. İffet ve onurları yüzünden, cahiller bunları, zengin kişiler sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ve yırtıklık ederek, insanlardan bir şey istemezler. Nimet ve imkândan infak ettiğiniz her şeyi, Allah çok iyi bilmektedir.

Bakara, 273

 

  • Zekatın miktarı için Kur’an’da bir bilgi bulunmadığı daha öne belirtilmişti. İnfak içinse Rabbimiz ihtiyacımızdan fazlasını O’nun yolunda harcamamızı bize

 

…Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: “Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin.” İşte Allah, ayetleri size böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.

Bakara, 219

 

Bu noktada ihtiyaçtan fazlasının ne olduğu sorusu akla gelmektedir. Bu konuda aşağıdaki hadis-i şerif yol gösterici olabilir.

 

“Nitekim Peygamberimiz Efendimiz (s.a.s.) de insanın havaic-i asliyesi diyebileceğimiz zaruri ihtiyaçlarını şu üç şeyle sınırlandırmıştır: 1- Belini doğrultacak birkaç lokma, 2- Vücudunu soğuk ve sıcaktan koruyacak giyecek hırka, 3- Başını sokacak bir ev.” (bkz. Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 81.)

“Şu üç şey Âdemoğlunun saadetindendir; saliha bir hanım, geniş ev, rahat binek.” (Müsned, 1/168)

 

Bu hadisleri bugüne yorumlayacak olursak bir müminin temel ihtiyaçları ailesini doyuracak olan gıda ihtiyacı, ailesinin giyim ihtiyacı, içinde rahatça yaşayabileceği bir ev ve ailesi için yeterli olacak bir arabadır denilebilir. Bu sayılanlardan arta kalan tüm rızkın infak edilmesi Yüce Allah’ın bizlere bir emridir.

 

  • Allah yolunda harcama yapanların infak ettikleri miktarın Allah katında yani ahirette en az 700 kat fazlası ile rızıklandırılacağı Rabbimiz tarafından garanti edilmiştir. Ancak infakın Allah katında kabulü için harcama yapılan kişilere eziyet etme veya başa kakma durumunun olmaması şart koşulmuştur. Allah’a iman etmeyenlerin harcamalarının da Allah tarafından kabul edilmeyeceği bildirilmiştir. (Nisa, 38) Özellikle Bakara, 264-266’daki benzetmelere dikkat edilmelidir. Riya ile yani insanlara gösteriş olsun diye infakta bulunanlar üzerindeki toprak parçacıklarının yağmur damlaları ile süpürüldüğü bir kayaya benzetilmektedir. Buradan anlaşılıyor ki gösteriş için infak edenlerin başka amellerle elde ettikleri sevapları da silinmektedir. Allah rızası için infakta bulunanlar içinse büyük nimetler bildirilmektedir. Özellikle 266.ayette yapılan benzetme çok çarpıcıdır. İnfak ibadetini layıkıyla yerine getirmeyenler için cenneti kaybedecekleri uyarısı yapılmaktadır.

 

261: Mallarını Allah yolunda infak edip harcayanların durumu, yerden, her başağında yüz tane bulunan yedi başak çıkarmış bir taneye benzer. Ve Allah, dilediği kişi için daha da artırır. Allah Vâsi´dir, yaratışını ve yarattıklarını genişletir. Alîm´dir, her şeyi en iyi biçimde bilir.

262: Mallarını Allah yolunda harcayıp sonra bu harcadıklarına bir eziyet ve başa kakma eklemeyenlerin, Rableri katında kendilerine has ödülleri vardır. Korku yoktur onlar için, tasalanmayacaklardır onlar.

263: Güzel, yapıcı bir söz, bir bağışlama, ardından bir eziyet gelen sadakadan daha üstündür. Allah Ganî’dir, cömertliğine sınır yoktur; Halîm’dir, hoşgörüsüne sınır yoktur.

264: Ey iman sahipleri! Allah’a ve âhiret gününe inanmadığı halde, insanlara riya için malını infak eden kişi gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve eza etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak varken tepesine şiddetli bir yağmur inip kendisini cascavlak bırakmış yalçın bir kayanın haline benzer. Böyleleri, kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler. Allah, küfre sapan bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.

265: Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak ve öz benliklerindekini kökleştirmek için infakta bulunanlara gelince, onların durumu kendisine bol yağmur isabet edip de ürününü iki kat veren bir bahçenin durumuna benzer. Böyle bir bahçeye bol yağmur düşmese de bir çisenti, bir nem bile yetişir. Allah, yapmakta olduklarınızı tam bir biçimde görmektedir.

266: Herhangi biriniz ister mi ki; altından ırmaklar akan, içinde her tür meyvası olan, hurmalardan,üzümlerden oluşmuş bir bahçesi bulunsun, kendisinin güçsüz-çaresiz yavruları da olsun ve bu haldeyken üstüne ihtiyarlık çöksün, tam bu sırada o bahçeye alevli bir bora isabet etsin de bahçe, baştan başa yansın. Allah size ayetleri işte bu şekilde açıklıyor ki, inceden inceye ve derinden derine düşünebilesiniz.

Bakara, 261-266

 

  • İnfak edilen malların kendimiz ve ailemiz için kullanacağımız ürünlerden, sevdiğimiz şeylerden olması gerekmektedir.

 

Ey iman sahipleri! Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkarmış olduklarımızın temiz ve güzellerinden infak edin. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız pis/bayağı şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah Ganî’dir, cömertliğine sınır yoktur; Hamîd’dir, bütün övgülerin sahibidir/övgüye layık olanları gereğince över.

Bakara, 267

 

Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe hayırda erginliğe/dürüstlüğe asla ulaşamazsınız. İnfak etmekte olduğunuz her şeyi, Allah çok iyi bilmektedir.

Ali İmran, 92

 

  • İnfak ibadetinin gizli ve açık olmasına müsade edilmiştir. Gösteriş yapmamak için gizliliğe, teşvik edebilmek için de açıklığa izin verildiği söylenebilir.

 

Mallarını; gece ve gündüz, gizli ve açık infak edenler var ya, işte onlar için Rableri katında kendilerine özgü ödüller vardır. Korku yoktur onlar için; tasalanmayacaklardır onlar.

Bakara, 274

 

Onlar, Rablerinin yüzünü arzulayarak sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bunlar içindir ölümsüz yurt.

Ra’d, 22

 

İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, gizli ve açık infak etsinler.

İbrahim, 31

 

  • İnfak etmek yerine israf edenlerin harcadıkları şeyler kavurucu bir soğuk rüzgara benzetilmektedir.

 

Bu dünya hayatında harcamakta olduklarının durumu, bir rüzgâr örneğine benzer: Onda kavurucu bir soğuk vardır. Öz benliklerine zulmetmiş bir toplululuğun ekinine değmiş de onu mahvetmiştir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Ali İmran, 117

 

 

 

  • İnfak etmek sadece varlıkta değil darlıkta da farz olan bir ibadettir.

 

Onlar bollukta ve darlıkta infak ederler. Öfkelerini yutanlardır onlar, insanları affedenlerdir. Allah, güzel düşünüp güzel davrananları sever.

Ali İmran, 134

 

  • İman edenlerin daha çok uygulanageldiği üzere azar azar değil bol bol infak etmeleri gerekmektedir.

 

Namazı dosdoğru kılarlar onlar. Ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden bol bol dağıtırlar.

Enfal, 3

 

  • Mal, mülk ve servet biriktirip Allah yolunda harcamayanlara korkunç bir azap edileceği bildirilmiştir.

 

Ey iman sahipleri! Şu bir gerçek ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu halkın mallarını uydurma yollarla tıkabasa yerler ve Allah´ın yolundan geri çevirirler. Altını ve gümüşü depolayıp da onları Allah yolunda harcamayanlara korkunç bir azap muştula.

Tevbe, 34

 

  • Fitne çıkarmak isteyenlerin, namazı üşene üşene kılanların, dağıttıkları nimetleri içinden gelmeyerek verenlerin infakları kabul edilmeyecektir.

 

53: Şunu da söyle: “İster kendi arzunuzla ister baskı ve zorla infak edin; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz, yoldan çıkan bir topluluk oldunuz.”

54: İnfaklarının onlardan kabul edilmesini engelleyen sadece şudur: Onlar, Allah´a ve resulüne nankörlük ettiler. Namaza ancak üşene üşene gelirler, infak edip dağıttıklarını da içlerinden gelmeyerek verirler.

Tevbe, 53

 

  • İnfak edecek bir şey bulamayanların bu konuda günahları yoktur ancak güzel davranmaları gerekmektedir.

 

Güçsüzlere, hastalara, infak edecek bir şey bulamayanlara, Allah ve resulü için öğüt verdikleri takdirde bir günah yoktur. Güzel davrananlar aleyhine bir yol yok. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.

Tevbe, 91

 

  • İnfak edenler Allah’ın rahmetine sokulacaktır ve infak müminler için Allah’a yakınlık vesilesidir.

 

Çöl Araplarından bazıları da Allah’a ve âhiret gününe inanır, harcadığını Allah yanında yakınlıklara ve resulün dualarına vesîle edinir. Dikkat edin! O harcadıkları gerçekten kendileri için bir yakınlık vesîlesidir. Allah onları rahmetinin içine sokacaktır. Allah çok affedici, çok esirgeyicidir.

Tevbe, 99

 

  • İnfak ibadetinde savurganlık da cimrilik de istenmemektedir.

 

Onlar harcadıkları zaman ne savurganlığa saparlar ne de cimrilik ederler. O ikisi arasında bir dengededir bu. 

Furkan, 67

 

  • İnfak edilen şeyin yerine Allah mutlaka başka bir şey lütfedecektir.

 

De ki: “Rabbim, kullarından dilediğine rızkı bolca, genişçe verir, dilediğine de kısarak verir. Bir şey infak ederseniz O, onun yerine başka bir şey lutfeder. Rızık verenlerin en hayırlısıdır O.”

Sebe, 39

 

  • Hadid Suresi 10.ayette Fetih’ten önce yapılan infakın daha üstün olduğu bildirilmektedir. Ayetin günümüze bakan tarafı düşünüldüğünde “fetih” kavramına göz atmak gerekir. Nasr suresinde Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde insanların bölük bölük Allah’ın dinine gireceği belirtilmektedir. Bu durumda fetih bir müminin yaptığı tebliğ çalışmalarının sonuç vermesi olarak adlandırılabilir. Hadid-10 bu bakış açısıyla yeniden okunduğunda çevresine Kur’an’ı anlatmaya çalışan bir müminin başarıya ulaşmadan önce yapacağı infak ibadetleri çok daha makbul olacaktır.

 

Allah yolunda harcama yapmanıza engel ne var ki?.. Göklerin ve yerin mirası zaten Allah´ındır. Sizin, Fetih´ten önce infakta bulunan ve çarpışmaya gireniniz, bunu yapmayanlarla aynı değildir. Onlar, derece yönünden Fetih´ten sonra infakta bulunup çarpışmaya girenlerden çok daha üstündür. Allah hepsine güzellik vaat etmiştir. Allah, işleyip ürettiklerinizi en iyi biçimde haber almaktadır.

Hadid, 10

 

SONUÇ VE KARŞILAŞTIRMA

 

  • Zekatın nasıl verileceği/ödeneceği hakkında Kur’an ayetlerinde detaylı bilgiler mevcut değildir. Bu bağlamda zekat ile ilgili rivayetlere ve hadislere bakıldığında günümüz zekat anlayışında bir sorun olduğu görünmektedir. Zira zekatın sadece para vermek olarak anlaşılması bu ibadeti belli bir zümreye hapsetmektedir. Rivayetlerde her çeşit malın yani kazanılan veya elde edilen her çeşit ürünün zekatının konu edildiği görülmektedir. Sürekli namaz ile birlikte zikredilen önemli bir ibadetin her kesime hitap eden bir yanı olması daha makuldur. Bu sebeple zekat elde ettiğimiz tüm nimetlerin bir kısmının yoksul hakkı olarak ihtiyaç sahiplerine verilmesidir. Bu nimetlerin içine paranın yanında giyim, kuşam, tarım ürünü, yetiştirilecek hayvan, maddi ve manevi ilimler de girmektedir. Özetle, kişi ne ile meşgul oluyorsa meşgul olduğu işten bir miktar müslümanların hizmetine ücretsiz sunmasıdır zekat. Örneklemek gerekirse bir öğretmen özel ders vererek kazanç sağlıyorsa bunun yanında mutlaka bir miktar ihtiyaç sahibi çocuğa da bu hizmeti ücretsiz olarak zekat olarak sunmalıdır.
  • Zekatın sadece paraya hapsedilmemesi gerektiğinin en önemli delillerinden birisi de Bakara Suresi 177.ayettir. Burada ihtiyaç sahiplerine malını vermekle zekatı vermek ayrı ayrı zikredilmektedir.

Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne çevirmeniz zafer ve mutluluğa ermek değildir. Zafer ve mutluluğa ermek o kişinin hakkıdır ki, Allah’a, âhıret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır; akrabaya, yetimlere, çaresizlere, yolda kalmışa, yoksullara, özgürlüğüne kavuşmak gayretinde olanlara malı seve seve verir, namazı kılar, zekatı öder. Böyleleri söz verdiklerinde ahitlerine vefalıdırlar; bolluk ve bereket zamanı kadar, zorluk, sıkıntı ve şiddet zamanında da sabırlıdırlar. İşte bunlardır özüyle sözü bir olanlar. Ve işte bunlardır korunan takva sahipleri.

Bakara, 177

  • İnfak miktarı için belirleyici kriteri bildiren Bakara Suresi 219.ayette “ihtiyaç fazlası” ifadesi ile birlikte infakın ilgili bölümde verilen kelime anlamı birlikte düşünüldüğünde infak Allah yolunda ve Allah rızası için para ile yapılan harcamadır.
  • Kelime anlamları karşılaştırıldığında zekatın “beraat etme, aklanma” anlamı olduğunu söylemiştik. Bu durumda zekat elde ettiğimiz her mahsülde, her nimette, her ilimde yer alan yoksul hakkını hak sahibine vermek olmaktadır. Aynı şekilde infakın kelime manasının “harcamak” olduğu düşünüldüğünde infakın daha çok para ile Allah rızası için yapılan harcama olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
  • Sonuç olarak zekat ve infak kavramlarının tanımı için şunlar söylenebilir:

Zekat, Allah’ın insana nasip ettigi her türlü nimet, imkan ve yeteneklerin ihtiyaç sahibi insanlara Allah’ın rızasını kazanmak için sunulmasıdır.

İnfak, kazanılan paranın, malın, mülkün ihtiyaç fazlasının Allah rızası için ihtiyaç sahipleri için harcanmasıdır.

 

 

 

Kategori
Kur'an Araştırmaları